🏐 Hac Ve Umrenin Ortak Özellikleri

Hac ve Umre, içinde pek çok hikmeti barındıran müstesna bir ibadettir. Her yıl, yüz binlerce insan, Allah’a karşı kulluk sorumluluklarını yerine getirmek için Hakk’a en yakın olacakları bir zaman diliminde, bir zirve mekânda, kalplerinin bütün rikkati ve niyetlerindeki engin safiyetleriyle bir araya gelirler. Hac İslâm'ın beş şartından biridir. Farzdır. Umre ise Hanefi ve Maliki mezhebine göre sünnet, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre ise farzdır. Haccın ancak hac aylarında yapılabilmesine karşılık umre için belirlenmiş her hangi bir zaman yoktur. Arefe ve bayram günleri (teşrik tekbirlerinin getirildiği 5 gün) dışında her Hac Anlam ve Mâhiyeti: Kur'ân-ı Kerim'de Hac. Hadis-i Şeriflerde Hac ve Haccın Fazîleti: Hac Ne Zaman Farz Kılındı: Haccetmenin Hükmü ve Delilleri: Haccın Fevrî veya Ömrî Oluşu. Umrenin Hükmü: Haccı Geciktirmenin Hükmü. Hac Çeşitleri: 1- Haccı İfrad: 2- Haccı Temettü: 3- Haccı Kıran: Haccın Faydaları Haccınyapılışı. Hac, islamın şartlarından biri olup,yol masraflarını ve dönünceye kadar ailesinin nafakasını karşılayacak kadar maddi imkana sahip olan her Müslümana ömründe bir defa farzdır.Her ibadette olduğu gibi haccın kabul olması ve tam olması için bazı kuralları ve şartları vardır. a) Hac ve umre menâsiki A Mikat sınırında ihrama girdik ve umre için niyet ettik. B) İlk olarak Kâbe’nin yanına gittik ve tavaf ettik. C) Tavaf’tan sonra Safa ve Merve tepeleri arasında sa’yımızı yaptık. D) En son umrenin şartlarından olan Arafat’a çıkıp vakfemizi yaptık. 10. Aşağıdakilerden hangisi hac ibadetinde Konferans Bildirisi: Tipik olarak 5-10 sayfa, 3 şekil, 15 civarında referansı olan çalışmadır. Araştırma kariyerine başlamanın iyi bir yoludur. Konuya uygun konferans gibi etkinliklerde sunulur. Tam Makale / Orijinal Makale: Tipik olarak 8-10 sayfa, 5 görsel, 25 civarında referansı olan çalışmadır. Tamamlanmış araştırma Hacve Umre Nasıl Yapılır Subject: Hac ve Umre Nasıl Yapılır Author: Abdulaziz b. Abdullah Al-Şeyh Keywords: Hac ve Umre Nasıl Yapılır Description: Hac ve Umre Nasıl Yapılır. Last modified by: apomalek Created Date: 12/10/2005 7:05:00 AM Company: islamhouse.com Other titles G9BxF8. Hac ve umre; bir mübarek sefer, gönüllerin hasretiyle yandığı kutlu yolculuk… Hac ve umre; en hikmetli, ihtişamlı ve görkemli ibadetlerden biri… Mahşer provasında, dünyanın her yerinden insanların aynı anda hareket ettiği kulluğun temsiliyeti.. Hacca ve umreye gideceklerin hazırlık safhasında mutlaka okuması gereken bu eser, hac ve umreyle ilgili her biri emsalsiz sohbetlerden, makalelerden oluşuyor. Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Hocaefendi'nin hac ve umrenin bütün rükûnleri usul ve âdâbı hakkındaki konuşmalarını; hatıralarıyla hac esnasındaki sohbetlerini ve makalelerini içeren 544 sayfalık bu kapsamlı eser yeni başucu kitabınız olacak. Bu kıymetle eserde, hacca ve umreye gideceklerin hazırlık için istifade edeceği sorular ve cevaplarını da sohbet tadında okuyacaksınız. Bu eser merhum Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Hocaefendi'nin hac ve umre ile ilgili konuşmaları ve bir kısmı da bizzat kendilerinin hacda ve umredeyken hacılara hitaben yaptığı konuşmalardan derlenerek hazırlanmıştır. Mahmud Es'ad Coşan Vakfı ilmi heyeti tarafından titiz bir edisyon çalışması ile gözden geçirilen bu eser her müslümanın kütüphanesinde olması gereken bir temel eserdir. Aynı zamanda hacca ve umreye gidecek olanların gitmeden önce hazırlık olarak okuyacakları kitapların başında yer alır. Question Hac ile umrenin ortak ve farklı özellikleri acil lütfen yazan kişi inşallah sınavdan 80 üstü alır Matematik Answer 1 hac farzdır umre sünnettir Answer 2 bunların ortak özellikleri harc= farz umme =sünnet bol şanslar Similar Questions Hac ile umrenin ortak ve farklı özellikleri acil lütfen yazan kişi inşallah sınavdan 80 üstü alır ... hac ve umrenin ortak özellikleri??... hac ile umrenin ortak yönleri nelerdir ... Hac ve umrenin ortak mekanı nedir?... Hac ve umrenin ortak mekanları nedir?... hac ve umrenin ortak görevi olmayan nedir?​... hac ve umrenin bütün ortak özelliklerini yazarmısınız?... hac ve umrenin ortak yapıldığı mekan neresidir... hac ve umrenin ortak şartları nelerdir... Hac ve umrenin ortak ibadetleri nedir? RM♡JK... HAC İBADETİ[1] İslam Dininin temel ibadetlerinden birisi olan ve sözlükte “gitmek, yönelmek, ziyaret etmek” manalarına gelen hac, imkanı olan her müslümanın, belirli bir zaman içinde Kabe’yi, Arafat ve Mina’yı ziyaret ederek belli bazı dînî görevleri yerine getirmek suretiyle yaptığı ibadeti ifade eder. Hac ibadetini yaparken çeşitli zaman ve mekanlarda icra edilen uygulamalara “menâsik” tekili, mensek denir. Kutsal mekan kavramı ve bu yerleri ziyaret, insanlık tarihi boyunca bütün din ve inanç sistemlerinde görülmüştür.[2] İslâmî bazı kaynaklara göre Hac ibadeti kadar uzatılsa da, Kur’ân-ı Kerim’in bildirdiğine göre[3], daha önce tahrip olmuş Kabe’nin eski temelleri ve oğlu tarafından bulunarak Kutsal Mabed yeniden inşa edilmiş, Hac suresinin 27-29. ayetlerine göre de insanları hac yapmak üzere Mekke’ye ilk davet eden peygamber olmuştur. Bu tarihten itibaren diğer peygamberler ve inananlar da Kabe’yi ziyaret etmişlerdir. Haccın Farz Kılınışı İslam'ın doğuşu sırasında Kabe’yi tavaf, Umre, Arafat ve Müzdelife’de vakfe ve kurban kesme gibi adetler devam ettirilmekte, ancak hac, putperest geleneklerine uygun olarak sürdürülmekteydi. Hicretin 9. yılında nazil olan; إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكاً وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ فِيهِ آيَاتٌ بَيِّـنَاتٌ مَّقَامُ إِبْرَاهِيمَ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِناً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْت مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ الله غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ “ Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, Mekke’de alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir. Onda apaçık deliller, Makâm-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnîdir” Âl-i İmran, 96-97 ayetleriyle Müslümanlar üzerine farz kılınan Hac, Hz. Peygamber tarafından putperest âdetlerinden arındırılarak İslâmî usullere uygun hale getirilmiştir. Peygamber Efendimiz Hac ibadetinin İslam’ın beş temelinden birisi olduğunu belirterek şöyle buyurmuştur بُنِىَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسَةٍ عَلَى أَنْ يُوَحَّدَ اللَّهُ وَإِقَامِ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَصِيَامِ رَمَضَانَ وَالْحَجِّ “İslam beş şey üzerine bina edilmiştir. Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.”[4] Haccın ömürde bir defa farz olduğu hususu, Ebû Hüreyre’nin naklettiği şu hadisten anlaşılmaktadır عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فَقَالَ أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ فَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الْحَجَّ فَحُجُّوا ». فَقَالَ رَجُلٌ أَكُلَّ عَامٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَسَكَتَ حَتَّى قَالَهَا ثَلاَثًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- لَوْ قُلْتُ نَعَمْ لَوَجَبَتْ وَلَمَا اسْتَطَعْتُمْ - ثُمَّ قَالَ - ذَرُونِى مَا تَرَكْتُكُمْ فَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِكَثْرَةِ سُؤَالِهِمْ وَاخْتِلاَفِهِمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ فَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِشَىْءٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَإِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَدَعُوهُ ». “Ebû Hüreyre’den rivayet edilmiştir Allah’ın Resûlü bize hitab etti ve şöyle dedi -Ey insanlar! Allah size haccı farz kıldı, haccediniz. Bir adam, her sene mi ya Resûlallah?’ diye sordu. Hz. Peygamber cevap vermedi. Adam sorusunu üç kere tekrarlayınca Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu -Evet desem size zorunlu olurdu ve buna güç yetiremezdiniz. Sizi serbest bıraktığım hususlarda siz de beni rahat bırakın. Sizden öncekiler, çok soru sormaları ve Peygamberleri hakkında ihtilafa düşmeleri sebebiyle helak oldular. Size bir şeyi emredersem gücünüz yettiğince yerine getirin. Bir şeyden men edersem onu da terk edin.”[5] Hz. Peygamber Haccı Hz. Peygamber, kendisinin tek haccını, haccın farziyyetini bildiren ayetin inişini takib eden yıl olan hicretin 10. yılında yerine getirmiştir. Allah’ın elçisi, hicretin 8. yılında Mekke fethedildikten sonra Hac zamanını beklemeden Medine’ye dönmüştü. Zaten Mekke’nin fethinden önce de hac henüz farz kılınmamıştı. Hacc’ın farz kılındığı hicretin 9. yılında ise Hz. Peygamber hacc’a gitmeyerek, Hz. Ebûbekir’i hac emîri olarak Mekke’ye göndermiş, kendisi de bir sene sonra, yani hicretin 10. yılında haccetmişti. Peygamberimizin yaptığı bu hacca, son haccı olduğu ve sahabîlerle vedalaştığı için “Veda Haccı”; Müslümanlara hac ibadetinin bütün hükümlerini hem nazarî olarak bildirdiği, hem de pratik olarak gösterdiği için “belağ haccı”; haccın farz kılınmasından sonra ilk haccı olması dolayısıyla da “İslam Haccı” gibi isimler verilmiştir. Hz. Peygamber hicretin onuncu yılının Zilkade ayında Hac için hazırlanmaya başladı. Bunu Müslümanlara duyurarak onların da hazırlanmalarını istedi. Onunla birlikte haccetmek isteyenler Medine’de toplandılar. Hz. Peygamber 26 Zilkade 10 / 22 Şubat 632 Cumartesi günü yanında hanımları ve kızı Fâtıma da olduğu halde, muhacir, ensar ve diğer Arap kabilelerinden oluşan Müslümanlarla birlikte Medine’den hareket etti. Yanına kurbanlık yüz deve aldı. Zülhuleyfe denilen yere vardığında öğle namazını seferî olarak iki rekat kıldı ve aynı gün burada ihrama girdi. Hz. Peygamber, 4 Zilhicce Pazar günü kuşluk vakti Kasvâ adlı devesinin üzerinde olduğu halde Mekke’ye ulaştı. Kabe’yi tavaf edip iki rekat namaz kıldı ve Safâ ile Merve arasında sa’y etti. Veda Haccı süresince Mekke’nin Ebtah mevkiinde kendisi için kurulan çadırda konakladı. Perşembe gününe kadar Mekke’de kaldı. Aynı gün Terviye günü Mina’ya hareket etti. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada kıldı. Geceyi de burada geçirdi. Ertesi sabah, namazı kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar burada kaldı. Arafat’taki Nemire mevkiinde çadır kurulmasını emretti. Sonra Mina’dan hareket edip Müzdelife’den geçerek Cuma günü, Arafat’ta hazırlanan çadıra varıp konakladı. Zeval vaktinden sonra çadırından çıkıp devesine binerek Arafat vadisinin ortasına geldi. Urane vadisinde meşhur Veda Hutbe’sini okudu. Bir ezan okutarak ayrı ayrı ikametle öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdıktan cem’i takdim sonra devesinin üzerinde Arafat’a çıktı. Kıbleye dönüp akşama kadar dua ile meşgul oldu. Arafat’ta iken, kendisine, ilâhî tebliğ görevinin tamamlandığını bildiren şu ayet-i kerime nazil oldu الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِيناً “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’a razı oldum” Mâide, 5/3. Hz. Peygamber güneş battıktan Arafat’tan ayrıldı ve Müzdelife’ye geldi. Yatsı vaktinde, akşam namazıyla birlikte yatsı namazını birleştirerek cem’i te’hir, akşamı üç, yatsıyı da iki rekat olarak, tek ezan ve iki ayrı ikâmetle kıldırdı. Geceyi Müzdelife’de geçirdi. Ertesi sabah, yani Cumartesi bayramın birinci günü sabah namazını Müzdelife’de kıldıktan sonra Meş’ar-i Haram’a geldi. Cemre-i Akabe’ye büyük şeytan ufak taşlardan yedi tane attıktan sonra Mina’ya gitti. Burada yine deve üstünde bir konuşma yaptı. Kurbanlık olarak hazırladığı yüz deveden altmış üçünü, ömrünün her yılı için bir deve hesabıyla bizzat kendisi kurban olarak kesti. Diğer develeri de kesti. Kurban etinden bir parça yiyen Peygamberimiz, geri kalanını Müslümanlara dağıttı. Daha sonra tıraş olup ihramdan çıktı. Sonra Kabe’ye gidip tavaf yaptı ve öğle namazını kıldı. Tekrar Mina’ya dönerek bayram günlerini burada geçirdi. Bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri taşlamalarını tamamladı. Bayram’ın ikinci günü Mina’da Müslümanlara üçüncü konuşmasını yaptı. Bayramın beşinci günü Mina’dan tekrar Mekke’ye gelip vedâ tavafını yaptıktan sonra 29 Zilhicce 10 / 26 Mart 632 tarihinde Medine’ye döndü.[6] Haccın Çeşitleri, Şartları ve Uygulanışı Hac ibadeti uygulanışı bakımından, “ifrad”, “temettu” ve “kıran” şeklinde üçe ayrılır. İfrad haccı, umre[7] yapmaksızın, sadece hac menâsikini yerine getirmek suretiyle yapılır. Temettû’ haccında umre yapıldıktan sonra ihramdan çıkılır, ardından aynı dönemde tekrar hac için ihrama girilerek hac menâsiki edâ edilir. Kıran haccında ise ihrama girerken hem umreye, hem de hacca niyet edilir ve aynı ihramla her iki ibadet yerine getirilir. Kıran ve temettû’ haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vacibken, ifrad haccı yapanların bu kurbanı kesmeleri gerekmez. Bu hac türlerinden hangisinin daha faziletli olduğu hususu mezheplere göre farklılık gösterir. Bu, yaptığı haccın eda şekli konusundaki rivayetlerin farklılığından kaynaklanmaktadır. Bazı rivayetlerde onun temettû’ veya kıran haccına niyet ettiği belirtilirken, bazılarında ifrad haccına niyet ederek ihrama girdiği kaydedilmektedir. Bu durumda, hac çeşitleri arasında bir fazilet mukayesesi yaparak bunda ısrar etmenin doğru olmadığı söylenebilir. Bu nedenle, bu üç türden herhangi birine niyet ederek hac ibadetini edâ eden müminlerin Allah katında tam hac sevabına nail olacaklarını bilmeleri gerekir. Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için bazı şartlar vardır. Bir kimseye haccın farz olması için onun; Müslüman olması, Âkıllı, bâliğ ergen olması , Sağlıklı olması, Özgür olması, Yurtdışına çıkma kısıtlılığı bulunmaması, Yol güvenliğinin bulunması, Hac mevsime yetişmiş olması, Can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması, Ekonomik yönden hac görevini yapma imkanına sahip bulunması gerekir. Son şart, hac yolculuğuna çıkacak kişinin, gidip dönünceye kadar hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin sosyal seviyelerine uygun biçimde geçimlerini sağlayacak mâlî güce ve hac için yeterli zamana sahip olması anlamına gelmektedir. Yukarıda zikredilen şartları taşıyan kimsenin yapacağı haccın geçerli olabilmesi için; İhrama girmek niyet edip telbiye getirmek, Haccı belirlenen zaman içinde yapmak ve Hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapmak gerekir. Hanefîlere göre haccın üç farzı vardır. Bunlar, ihrama girmek, Zilhicce’nin 9. günü Arafat vakfesinde bulunmak ve ziyaret tavafı yapmaktır. Hanefîler ihramı şart, diğerlerini aslî unsur rukün kabul etmişlerdir. İhrama girdikten sonra bu iki rukün yerine getirilmedikçe hac tamamlanmış olmaz ve ihramdan çıkılmaz. Buna göre zamanında Arafat’ta vakfe yapamayan kimse o yıl hac yapma imkanını kaybetmiş olur. Bu kişinin yarım bıraktığı haccını daha sonra kaza etmesi gerekir. Haccın vacib sayılan birtakım menâsiki daha vardır ki bunların terkinden dolayı hac geçersiz olmaz. Ancak meşrû mazeret olmaksızın terk edilen her vacib için keffaret ödenmesi gerekir. Meşrû mazeretler, yaşlılık, hastalık, aşırı zayıflık, bayılma ve kadınlara özgü bazı haller gibi beşerî gücün sınırlarını aşan engellerdir. Hanefî mezhebine göre haccın başlıca vacipleri şunlardır 1. Mekke’ye geliş yönlerine göre belirlenen yerlerde mikat veya buralara gelmeden önce ihrama girmek. 2. Safâ ile Merve arasında sa’y etmek. 3. Müzdelife’de vakfede bulunmak. 4. Arefe günü akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife’de, yatsı namazının vaktinde cem ederek birleştirerek kılmak. 5. Cemrelere taş atmak şeytan taşlamak. 6. İhramdan çıkmak için saçları tıraş etmek veya kısaltmak. 7. Vedâ tavafı yapmak. Mekkeli olmayan veya Mekkeli hükmünde sayılmayanlar için. Hac yapacak kişinin ilk işi ihrama girmektir. Haccın şartlarından biri olan ihram, hac ya da umre yapmaya niyet eden kişinin, başka zamanlarda işlemesi mübah olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre kendisine haram kılması, yasaklamasıdır. Buna “ihrama girme” de denir. İhrama girmenin gereklerinden biri olarak erkeklerin büründüğü havlu ve benzeri türden dikişsiz kıyafete halk arasında ihram denilmekteyse de ihram esasen bu değildir. Onun için, usulüne göre ihrama girilmediği sürece söz konusu örtülere bürünmekle ihrama girilmiş olmaz. İhrama girme konusunda kadınlar da erkekler gibidir. Ancak erkekler “izar” belden aşağı sarılan örtü ve “ridâ” belden üstü sarılan örtü denilen iki parça havlu veya benzeri türden dikişsiz elbise giyerken, kadınlar normal elbiseleriyle ihrama girerler. İhrama girme işi niyet ve telbiye ile başlar. Yapacağı hac türüne göre niyetini yapan kimse ihrama girerken söylenmesi gerekli olan telbiye duasını okur لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ ، لاَ شَرِيكَ لَكَ “Allah'ım! Davetine uydum. Emrine boyun eğdim. Senin hiçbir ortağın yoktur. Davetine icabet ederek huzuruna sana mahsustur. Nimet ve mülk senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” Allah’ın davetine icabet ettiğini bildiren bu irade beyanıyla mü’min hac menâsikini yerine getirmek için ilk adımını atmış olur.[8] Haccın Fazileti, Önemi ve Hikmeti Bedenî ve mâlî bir ibadet olan haccın birçok faydaları ve hikmetleri vardır. Kur’ân-ı Kerim’de hac ibadetinin muhtelif safhaları hem şeklî, hem de manevî ve rûhî yönlerden tasvir edilerek çeşitli yararlarının bulunduğu belirtilmiştir. Hac suresinin 27 ve 28. ayetlerinde hitaben şöyle buyurulur وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلَىكُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ لِيَشْهَدُوامَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُواالْبَائِسَ الْفَقِيرَ “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde onları kurban ederken Allah’ın adını ansınlar.” Peygamber Efendimiz de haccın faziletini şu hadislerinde dile getirmişlerdir مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ “Kim Allah için hacceder, çirkin söz ve günahlardan sakınırsa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.” [9] الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ “Umre, diğer Umre’ye kadar yapılan günahların keffaretidir. Makbul bir Haccın karşılığı da Cennetten başka bir şey değildir.”[10] - قَالَ سُئِلَ النَّبِىُّ - صلى الله عليه وسلم - أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ » . قِيلَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ جِهَادٌ فِى سَبِيلِ اللَّهِ » . قِيلَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ حَجٌّ مَبْرُورٌ » “ hangi amelin daha faziletli olduğu soruldu Allah ve Resûlüne imandır’ buyurdu. Sonra nedir? diye sorulunca, Allah yolunda cihaddır’ dedi. Bundan sonra nedir? denilince, makbul bir hacdır’ karşılığını verdi.”[11] Hac ibadetini eda eden kimse her şeyden önce, Allah’ın bir emrini yerine getirmiş ve böylece O’nun rızasını kazanmayı amaçlamıştır. Esasen ilâhî buyrukların en önemli esprisi ve hikmeti budur. Bunun yanında, haccı eda eden insanın, ona hazırlanırken, menâsikini yerine getirirken ve ibadetini tamamladıktan sonra, kendi kabiliyetine göre elde edeceği olumlu sonuçlar vardır. Hac yolculuğuna hazırlanan kişi bir taraftan gerekli hazırlıkları yaparken, diğer taraftan günahlarına tövbe eder, üzerinde kul hakkı varsa bunların sahipleriyle görüşüp helalleşir ve borçlarını öder. Eş, dost ve akrabaları ile vedalaşır, özellikle, sağ ise, anne- babasının rızasını alır. Bu bir nevi, büyük yolculuk diyebileceğimiz Âhiret yolculuğunun adeta bir provası gibidir. Mekke’ye varan hacı adayı, Kâbe etrafında, cins, ırk, renk, mevki, makam, zengin, fakir ayrımı olmadan omuz omuza saf tutan, tavaf eden, Arafat’ta dualarıyla Allah’a yönelen büyük kalabalık içerisinde kendisini, adeta mahşer yerinde Allah’ın huzuruna çıkmış birisi olarak algılar. Hacı, her gün en az beş defa yöneldiği ve Kur’anda Allah’ın evi olarak nitelenen Kâbe’yi bizzat yerinde görüp, orada, başta olmak üzere, geçmiş peygamberlerin hak din uğrunda verdikleri mücadeleleri hatırlar ve asırlar boyunca birçok mü’minin namaz ve niyazlarına sahne olan bir atmosferde yaşayarak bu manevi zevki tatmış olur. Ayrıca, hac esnasında ve ashabının bulunduğu coğrafî mekanları ziyaret ederek, Kur’ân’da, “Allah’ın koyduğu dînî işaret ve nişanlar şeâirullah” olarak nitelenen[12] mekanlarda bulunarak o dönemin havasından nasiplenmiş olur. Mü’min, ihrama girerken büründüğü beyaz elbiseyle, kabre girerken bürüneceği kefenin benzerliğinin şuurunda olarak, ihram kelimesinin sözlük anlamının da çağrıştırdığı gibi, bu kıyafeti taşıdığı süre içinde, başka zamanlarda kendisine meşru olan bazı davranışlardan uzak kalıp, gündelik alışkanlıklarından ve bağımlılıklarından kurtulma ve kendisiyle hesaplaşma imkanına kavuşmuş olur. Hac esnasında hiçbir şeye zarar vermemek esas olduğundan, insanın çevresiyle ilişkisinde son derece dikkatli davranması gerektiği ortaya çıkar. Bu husustaki titizliğin ölçüsü, Kur’ân-ı Kerimdeki yasaklardan ve bu yasakların çiğnenmesi halinde verilecek cezaları bildiren ayetlerden anlaşılmaktadır.[13] Özellikle bitki ve hayvan türünden canlılara karşı gösterilmesi gereken özen kişiye, başka zamanlarda kazanamayacağı ölçüde bir duyarlılık sağlar. Bunun yanında öfkelenmemek, kimseyi incitmemek, sabırlı ve güler yüzlü olmak gibi ahlakî davranışlar da haccı gereği gibi yerine getirenlerin elde edecekleri manevi kazançlar arasında yer alır. Dolayısıyla Müslüman, hac esnasında, daha önce teorik olarak haberdar olduğu, fakat layıkı ile yaşayamadığı bir dizi imânî ve ahlâkî özellikler kazanır. Hac görevini yerine getiren mü’minin bu özellikleri kazanabilmesi için yaptığı ibadetin bilincinde olması ve her davranışında Allah’ın rızasını elde etmeyi gaye edinmiş olması gerekir. Bu nedenle, tavaf etmek, sa’y etmek, şeytan taşlamak, Hacerü’l-Esved’i öpmek gibi sembolik yönü ağır olan uygulamaların gerisinde yatan espriyi ve mesajı düşünmek, hac günleri boyunca ibadetin amacını göz önünde bulunduran bir ruh hali ve manevi atmosfer içinde olmak önemlidir. Bu yüzden Hac menâsikinin icrasında, kişinin kendisini tehlikeye atarcasına tedbirsiz davranması ve bu arada diğer mü’minleri rahatsız etmesi, elde edilecek sevaba mani olabileceği gibi, fazladan günah kazanmaya da vesile olabilir. Ayrıca, o beldelerde ölmenin faziletli olduğu gibi yanlış bir anlayışa kapılarak, bu ibadeti yerine getiremeyecek derecede yaşlı ve hasta olanların, bile bile hacca giderek hem kendilerini, hem de kendileriyle ilgilenenleri sıkıntıya sokmalarının o kişilere vebal yüklemeyeceği söylenemez. Hac ibadetinin hikmetlerinden birisi de, çeşitli uluslara mensup Müslümanların bir araya gelerek buluşmaları, birtakım sosyal ve kültürel farklılıklara rağmen İslam kardeşliğinin kucaklayıcı atmosferinde tanışıp kaynaşmalarıdır. Gerçekten de, dünyada Müslümanların yaşadığı hemen her ülkeden az veya çok katılımın olduğu bu ibadet, Allah’ın iradesinden başka hiçbir şeyin bir araya getiremeyeceği çok zengin bir ırk, renk ve kültür mozayiğini oluşturmaktadır. Allah’ın kulları ve birbirlerinin din kardeşleri olarak tek amaç etrafında toplanan insanların oluşturduğu bu mozayiğin mekanı olan hac, Kur’ân’ın “teâruf” olarak isimlendirdiği tanışıp bilişmenin sağlanabileceği en güzel platformdur. Bu platform genelde, Müslümanların bilgi ve görgülerini tazeledikleri, bazen de kendi yerel Müslümanlıklarının dar çerçevesinde edindikleri birtakım yanlış düşünce ve tasavvurları tashih ettikleri bir zemin olmaktadır. Bunun en güzel örneği, Amerikalı zenci Müslümanların liderlerinden Malcolm X in, zenci ırkının üstünlüğüne dayalı İslam anlayışının yanlışlığını hac görevini eda ederken fark etmesi ve bu görüşünden tamamen vazgeçmesidir. Dolayısıyla Hac, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar bütün Müslümanların aynı değerlere sahip oldukları ve bu değerlerin kendileri için ortak bir zemin oluşturduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Hac görevini yerine getiren mü’minler ülkelerine döndükten sonra, orada kazandıkları tecrübeyle, birtakım fikrî, dînî ve mezhebî ihtilaflara daha hoşgörülü yaklaşabilmekte, müjdesinden hareketle, “anasından doğmuş gibi günahlarından temizlendikleri” inancıyla da, özel ve sosyal hayatlarında daha özenli ve dikkatli davranmaktadırlar. Sonuç olarak Hac, İslam Dininin temel ibadetlerinden biri olmasının yanı sıra, bireysel ve toplumsal planda insana kazandırdığı olumlu nitelik ve değerlerle ayrı bir önemi haizdir. Bu önemin farkında olan dünya Müslümanları ve özellikle Müslüman halkımız asırlardan beri Hac ibadetine ve onu yerine getiren kimselere ayrı bir değer atfetmişler, hacı olmanın onur ve sorumluluğunu, hayat boyu taşınması gereken bir meziyet olarak kabul etmişlerdir. [1] Bu bölüm Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Hakkı ÜNAL tarafından hazırlanmıştır. [2] Geniş bilgi için bk., Ömer Faruk Harman, “Hac” Maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 14 / 382-386. İstanbul-1996. [3] Bakara, 2/127. [4] Buhârî, İman, 1 I, 8; Müslim, İman, 19-22. I, 45. [5] Müslim, Hac, 412. I, 975. [6] İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara – 2003. [7] Umre, belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girerek Kabe’yi tavaf etmek, Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmaktır. [8] Haccın uygulanışı konusunda geniş bilgi için bk., Salim Öğüt, “Hac” maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 14 / 394-396; İrfan Yücel, Hac Rehberi, Ankara-1981. bk. İlmihal, İstanbul, 1999 [9] Buhârî, Hac, 4. II, 141. [10] Müslim, Hac, 437……….. [11] Buhârî, Hac, 4…………. [12]Bakara, 2/158, Hac, 22/32,36. [13] bk. Bakara, 2/158, 196-200; Âl-i İmran, 3/96-97; Mâide, 5/2, 95-96; Hac, 22/26-29, 33-34. Hüseyin Bey “Cin nedir? Özellikleri nelerdir? Sorumlulukları var mıdır? Cinlerle görüşmek mümkün müdür? Cinlerle görüşmenin sakıncaları veya faydaları nelerdir? Cinlerin şerlerinden nasıl korunacağız?” Cinler, hava, elektrik, ışık ve koku gibi vücudu görünmeyen, fakat varlığı hissedilebilen lâtîf ve rûhânî varlıklardır. Hazreti Âdem as yaratılmazdan önce yeryüzünün hâkimi ve sâkini cinlerdi. Yeryüzünü îmâr etmeye onlar vazîfeli idiler. Yeryüzünün halîfesi onlardı. Hazreti Âdem as ile birlikte dünyada insanlık boy göstermeye başladıktan sonra hilâfet makamı insanlara geçti. Cinler, insanlar gibi akıl, şuur ve irâde sahibidirler. Yaptıklarından sorumludurlar. İyileri olduğu gibi, kötüleri de vardır. Kâfirleri ve şerlileri bulunduğu gibi, Müslümanları ve hayırlıları da vardır. İnsanlar gibi iyilik ve kötülük yapmaya kabiliyetleri vardır. Doğarlar, büyürler, evlenirler, çoğalırlar, yaşlanırlar ve ölürler. Peygamberlerin bir çoğu cinlerle görüşmüş ve cinlere de peygamberlik yapmışlardır. Kur’ân’da bir çok âyet insanlarla birlikte cinleri de hitap kapsamına alır. Kur’ân cinlerin de kitabı, Hazreti Muhammed asm cinlerin de peygamberidir. Cinlerle görüşmek mümkündür. Hayırlı işlerde cinlerin görüşlerinden, bilgilerinden ve güçlerinden faydalanılabilir. Şerli ve faydasız işler için ise cinlerle görüşmek sakıncalıdır, zararlıdır ve câiz değildir. Cinleri faydalı işlerde kullanmak ve güçlerinden faydalanmak mümkün iken, insanoğlunun cinleri kısmet bağlama, kısmet açma, karıkocanın arasını açma, sihir ve büyü yapma, kehânette bulunma gibi zararlı, faydasız ve boş işlerde kullanmaya yeltenmesi cinler adına can sıkıcı, insanlık adına ise yüz kızartıcı günahlardandır. Böyle faydasız işlerde kullanılmaktan hoşlanmayan cinler, bir boşluğunu bulduğunda kendisini boş yere zevklerine boyun eğmeye zorlayan insana zarar verebilir. Yoksa cinlerin; Allah’a inanan, Allah’a sığınan, ibâdet yapan, başı her dara girdiğinde yalnız Allah’tan medet isteyen ve etrafına zarar vermeyen mâneviyâtı güçlü insanlara yaklaşması ve zarar vermesi söz konusu olmaz. Cinlere zarar vermek günahtır. Nitekim cinlerin bazen uysal ve zehirsiz ev yılanı sûretinde gözükebilmekte olduğuna işâret eden Allah Resûlü asm bunların yılan zannedilerek öldürülmesini Cinler gaybı bilmezler! İnsanın yeryüzünün halîfesi olduğunu, yani hükmünün ve emrinin her şeye geçtiğini, bütün her şeyin insanın emrine boyun eğdirildiğini îlan eden Kur’ân, Hazreti Süleyman’ın as cinleri, kötü cinleri ve âsî şeytanları Allah’ın izniyle emri altına aldığını beyan Kur’ân şöyle buyurur “Cinlerden bir ifrit Sen daha makamından ayrılmadan ben onu sana getiririm’ dedi. Hem buna gücüm yeter. Hem de güvenilir bir kimseyim. Hiçbir zarar vermeksizin onu sana getiririm.’ Semâvî kitapların hakîkatlerini bilen bir âlim ise, Sen daha gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm’ dedi. Süleyman Belkıs’ın tahtını yanında hazır görünce, Bu Rabb’imin bir lütfudur’ dedi.”3 Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, bu âyetten hareketle Hazreti Süleyman’ın as cinleri, şeytanları ve kötü ruhları etkisi altına aldığını, şerlerini men edip faydalı işlerde çalıştırdığını nazara vererek; yeryüzünün insanlardan sonra şuur sahibi en mühim sâkinlerinin cinler olduğunu, cinlerin insana hizmetkâr olabileceğini, cinlerle temas etmenin mümkün olduğunu, şeytanların da düşmanlığı bırakmaya mecbur edilerek, ister istemez insanlığa hizmet ettirilebileceğini beyan eder. Saîd Nursî, kulluk vazîfesini unutmaması şartıyla insanlığın; gerek teknik olarak ses, görüntü ve madde nakliyle, gerekse cinleri, ifritleri ve âsî şeytanları emrine boyun eğdirmek sûretiyle yeryüzünün her tarafının her yerden görüldüğü ve her köşesinden bütün seslerin işitildiği bir “bahçeye” çevirmesinin mümkün olduğunu; böylece Hazreti Süleyman’ın as ilmine ve irfânına vâris olduğunu gösterebileceğini kaydeder. Bedîüzzaman, bu âyetlerle Cenâb-ı Hakk’ın, remiz üslûbuyla insanlığa “Ey insan! Bana itaat eden bir kuluma cinleri, şeytanları ve şerlilerini boyun eğdiriyorum. Siz de Benim emrime kulak verirseniz, çok varlıklar, hattâ cinler ve şeytanlar dahî sizlere boyun eğebilirler, emrinize girebilirler” tarzında hitap ettiğini kaydeder ve insanlığın maddî mânevî meraklarından doğan ispritizma ve cinlerle haberleşme gibi olayların en nihâyet sınırını bu âyetlerin çizdiğini beyan eder. Saîd Nursî, zamanımızdaki gibi kendisine “ölüler” namını veren cinlere, şeytanlara ve kötü ruhlara maskara ve oyuncak olmanın insanlığın “hilâfet” sıfatına yakışmadığını; Kur’ân’ın ise kendisine kulak verildiğinde, onları hem insanların emri altına almanın, hem de şerlerinden emin olmanın yollarını gösterdiğini belirtir. 4 Ne var ki beşeriyet hemen her faydalı ilmi zararda, kendi pis menfaatinde, çok özel aşağılık meraklarında ve sefil zevklerinde kullandığı gibi; cinlere de maalesef hep şer ve faydasız işlerini gördürmek için ilgi duymuştur. Yemeğini pişiren ateşi, kin ve adavette kullanarak nice ocaklar söndüren insan; cinlerle haberleşme gibi, ispritizma gibi ilimleri de aynı savurganlık ve sefaletle hep birbirinin ayağına tuzak kurmak, hile oyunları geliştirmek ve fitne ve fesat çıkarmak işlerinde kullanmıştır. Oysa âyette de belirtildiği gibi, Allah Teâlâ dilemeden hiç kimse, hiç kimseye zarar ve ziyan verecek durumda değildir. Her şey Allah’ın izniyle, emriyle, dileğiyle ve kudretiyle vaki olmaktadır. Sihirbazların, büyücülerin, muskacıların ve cincilerin hiçbir oluşumda, hiçbir işte, hiçbir hâdisede Cenâb-ı Hakk’ın dileği dışında ne doğrudan, ne de dolaylı olarak hiçbir katkıları ve etkileri yoktur. Olduğu da görülmemiştir. Kötü niyetli ve şerir insanların ve mahlûkların şerlerinden korunmak için; Peygamber Efendimiz’e asm yapılan bir sihir teşebbüsü üzerine nâzil olmuş bulunan “Kul eûzü bi Rabbi’lFelak ve Nâs” sûrelerini okuyarak Cenâbı Hakk’a sığınmak İnşallah kâfî olur. Dipnotlar 1- Buhârî, 9/1360. 2- Bakınız Sâd Sûresi, 38/38; Enbiyâ, Sûresi, 21/82. 3- Neml Sûresi, 27/39, 40. 4- Sözler, s. 233, 234. Benzer konuda makaleler İBADET Kulun Allah’a karşı sevgi, saygı ve bağlılığını gösteren duygu, düşünce ve davranış biçimlerine ibadet denir. Geniş anlamda Mü’minin bütün hayatını Allah’ın arzu ettiği şekilde tanzim yaratılış gayesi ibadettir. İnsan ibadet ile beraber Allah katında değer kazanır. وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ “Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.’’ Hicr,99 وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ ’Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ Zariyat-56 İbadeti adetten ayıran niyettir. Yaptığımız ibadetleri değerli kılan ve anlamlandıran niyettir. Kulluğumuzun derecesini eylemlerimizin mükemmelliği değil, niyetlerimizdeki samimiyet belirler. قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ Ey Muhammed! De ki "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." ﴾ Enam,162﴿ İbadetlerde Niyet إنَّمَا اﻻعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.” Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41 İbadetlerde İhlas ve Samimiyet وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.’’ Beyyine, 5 Umre kelimesi, ziyaret etmek anlamına gelmektedir. Dinî bir terim olarak umre, Belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girerek Kâbe’yi tavaf etmek, Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmak suretiyle yerine getirilen ibadet’ demektir. Umrenin iki farzı vardır İhram ve tavaf. Bunlardan ihram şart, tavaf rükündür. Vacipleri ise sa’y ile tıraş olup ihramdan çıkmaktır. Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. Bazı âlimler farz olduğunu söylemişlerdir. Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Her zaman yapılabilir. Ancak Arefe ve bayram günleri ile teşrik günlerinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu beş gün hac g ünleridir. Bir yılda birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur. Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Her zaman yapılabilir. Ancak Arefe ve bayram günleri ile teşrik günlerinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu beş gün hac g ünleridir. Bir yılda birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur. Umrenin faziletine ilişkin bazı hadis-i şerifler ikisinin anlamı şöyledir “Umre, diğer bir umre ile arasındaki günahları siler.” Müslim, Hac, 437 Hadis No1349 “Ramazan’da yapılan umrenin sevabı bir haccın sevabına denktir.” İbn-i Mace, Menasik, 45 Hadis No2991 Şüphesiz ki, her ibadet öncesinde bir takım maddi ve manevi hazırlığı gerekli kılmaktadır. Umre yolculuğu da öncesinde yapılacak hazırlıklar ile daha da değerli hale gelecektir. Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Her zaman yapılabilir. Ancak Arefe ve bayram günleri ile teşrik günlerinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu beş gün hac g ünleridir. Bir yılda birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur. Bu yolculuk; rahmet, uhuvvet, muhabbet, tefekkür, ibret, hikmet, dua ve yakarışlarla yüklüdür. Umre yolculuğu kendine özgü zorlukları olan bir yolculuktur. SAĞLIKLA İLGİLİ HAZIRLIKLAR Umre yolculuğuna çıkmadan önce bir sağlık kuruluşunda sağlık kontrolleri yaptırılmalıdır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için ilgili sağlık kuruluşunda Menenjit Aşısı yaptırıp, verilecek olan aşı kartını yanınızda bulundurunuz. Sürekli kullandığınız ilaçlarınızı ve varsa raporlarınızı mutlaka yanınıza alınız. Ağrı kesici - Pişik kremi gibi ilaçları yanınıza almanızda fayda vardır. VALİZ HAZIRLIĞI Kaybolma ve karışma riskine karşı; valizlere adı, soyadı, ilimizi, kafile ve irtibat bilgilerini yazalım. Yeterli miktarda, pamuklu, açık renkli, bol ve rahat olan giysiler, Yeterince atlet, iç çamaşırı, pamuklu çorap, Sandalet, rahat ayakkabı, kemer vb. Tırnak makası, makas, iğne vb. kesici ve delici aletleri büyük valizinizin üst kısmına koyunuz. Kesinlikle el çantasına koymayınız. EL ÇANTASINA KONULACAKLAR Valizler uçağın bagajına konulacağından havaalanında pasaport iç hatlar için nüfus cüzdanı hac kimlik kartı, aşı kartı ve yurt dışı çıkış harç dekontunu kesinlikle valize değil el çantanıza koyarak yanınıza alınız. Umre ibadeti süresince el çantanızda, seccade, havlu, peçete, güneş gözlüğü, şemsiye ve terlik poşeti bulundurmanız faydalı olacaktır. Türkiye’den gidişi Cidde’ye olan yolcular ihram, terlik ve kemerini el çantasına almalıdır. Türkiye’den gidişi direk Medine olanlar havaalanında ihrama girmeyecekleri için bu eşyalarını büyük valize koyabilirler. ULUSLARARASI UÇUŞ STANDARTLARI GEREĞİ UÇAĞA BELİRTİLEN YÜKTEN FAZLA EŞYA ALINMAMAKTADIR. Valiz 30 kg. Zemzem 5 Lt. El Çantası 8 kg.’dan fazla olmamalıdır. BEDENİ HAZIRLIK Dengeli beslenilmeli, yürüyüş yapılmalı.. Tavaf, say gibi umre menasikini yaparken zorlanmamak için Beden temizliğine dikkat edilmeli… Uzunca bir yolculuğa çıkılacağından dolayı akraba, eş, dost ziyaretlerini bir gün önceden tamamlayıp yolculuğa zinde bir şekilde başlayınız. Yolculuktan önce son gün ve geceyi istirahat ile geçiriniz. Yeme/içme ve uyku saatlerini belirleyelim! Strese girmeyelim! YURT DIŞI ÇIKIŞ HARCI Yurtdışı çıkış harcı ödendikten sonra mutlaka yanınıza almanız gerekir. Serin Hava ve Klimaya Karşı Tedbir Medine’de sabah ve akşam vakitleri serin olabilir, klimalı ortamlar rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Bu nedenle ince bir hırka veya mont alınız. YOLCULUĞA ÇIKMADAN ÖNCE MANEVİ HAZIRLIK Nefis Muhasebesi Umre ibadeti, kişinin manevî dünyasını geliştirmesi ve yenilemesi için önemli bir fırsattır. Hayatımızdaki yanlışları anlamak, kendimizi kontrol etmek, nefis muhasebesi yapmak zorundayız. Kendimizi yenilemek, eksikliklerimizi gidermek, iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olabilmek için bir dönüm noktasıdır. Umre yolculuğuna çıkmadan önceki zaman dilimi okuma, düşünme, bilgilenme ve bilinçlenme dönemi olmalıdır. Tövbe – İstiğfar كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir. Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30 Umre yolculuğuna çıkmadan önce işlediğimiz günahlar için samimi bir tövbe-istiğfar yapalım. Mübarek beldelere, kötü alışkanlıklarımızı terk ederek gidelim. Kalben ve Zihnen Hazır Olma Çıkacak olduğumuz umre yolculuğuna kalben ve zihnen hazır olunmalıdır. Kalbi ve zihni meşgul edecek duygu ve düşüncelerden, bize hakkı geçenlerle helalleşmeli ve küskün olduklarımız kişilerle barışarak gönül rahatlığı ile yolculuğa çıkmalıyız. Bu ruh haliyle umre yolculuğuna çıkacak kişi; Hiç kimseye haksızlık yapmayacağına, Kul hakkı yemeyeceğine, Kendisine emanet edilmiş olan diğer mahlûkat ile ilişkilerini Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde sürdüreceğine, Tabiatı ve sosyal çevreyi tahrip etmeyeceğine, Yeryüzünü imar edeceğine ve orada bozgunculuk yapmayacağına, Allah elçisinin çizdiği yoldan sapmayacağına, Yoldan sapmış insanları kılavuz edinmeyeceğine, İslâm’ın ortaya koyduğu güzellikleri insanlara ulaştırmak için çalışacağına, Haksızlıklara arka çıkmayacağına, Allah’ın çizdiği sınırları koruyacağına ve onları ihlal etmeyeceğine, İyi bir insan ve iyi bir Müslüman olacağına söz vermelidir. Bilgilerimizi Güncelleyelim Namaz, cemaatle namaz, cuma namazı, seferilik ve cenaze namazı hakkında bilgi edinelim. Namaz kılarken tilavet secdesinin yapılışını öğrenelim. Özellikle Cuma günü sabah namazları Kur’an-ı Kerim okumasını bilmiyorsak, hac yolculuğuna çıkmadan önce il ve ilçe müftülüklerine veya en yakın cami görevlisine/Kuran Kursu öğreticisi ile iletişime geçerek öğrenelim! Hz. Peygamber’in sav hayatı ve ahlakı hakkında bilgi sahibi olalım. Salih Amel Hac yolculuğuna çıkacağımız güne kadar; Hatim okuyalım! Yasin-Mülk-İhlas gibi fazileti bol surelerden okuyalım! Allah’ı çokça zikredelim! Dua edelim! İhtiyaç sahiplerini gözetelim! Salavat-ı Şerife okuyalım! Ana-baba , akraba ve yakınları ziyaret edelim! Etrafımızdakilerle helalleşmeyi unutmayalım! Hak sahiplerinin hakkını ödeyelim! Hayır dua alalım! Küs olduğumuz kişi kalmasın, mutlaka barışalım! Alacak ve ödeneceklerin listesini hazırlayalım! Bu bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Hazırlık Kursları Çerçevesinde hazırlanan sunumlardan istifade edilerek hazırlanmıştır Umre ibadeti; umre yolculuğuna çıkan bir kişiye, İslam kardeşliğinin ve buna bağlı olarak kardeşlik hukuku ve ahlakının mahiyetini ve bunun insanı olgunlaştırıcı rolünü fark ettirerek, herkese kardeşçe davranmasını sağlar. Dilimiz, rengimiz, ırkımız, cinsiyetimiz ve sosyal statümüz farklı olsa da, aynı dinin fertleri olarak kardeş olduğumuzu ve aynı hedef doğrultusunda ibadet ettiğimizi unutmamalıyız. Bu sebeple; aynı hedefin yolcuları olarak, bu kutsal yolculuğa çıkmadan önce yapılacak olan seminerlerde yol arkadaşlarımızla tanışmalı ve kaynaşmalıyız. İnsanlar; akıl, kabiliyet, görgü ve kültür seviyeleri birbirinden farklı olarak yaratılmışlardır. İnsanlar toplu halde yaşarlar, bu sebeple de bir arada yaşamanın bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmeli, bir müminde bulunması gereken vasıfları daima hatırında tutmalıdır. BİR ARADA YAŞAMANIN GEREKTİRDİĞİ SORUMLULUKLAR Karşılıklı Sevgi ve Saygı Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!» Müslim, îman 93-94. Hac yolculuğuna çıkan kişiler, Rahman’ın Misafirleri olduklarının bilinciyle hareket etmeli, kendisi dışındaki diğer kardeşlerine sevgiyle muamelede bulunmalı ve onların haklarına saygı göstermelidir. Tavaf alanı, namaz ve ziyaret yerlerinde diğer ülke hacılarına da saygılı olmalı, onlara selam vermeli, musafaha yapmalı, ikramda bulunarak gönül bağı kurmaya çalışmalıyız. Başkalarını Kendine Tercih Etmek Diğergamlık, Fedakarlık ve İsar وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler.» Haşr/9 لا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe kâmil manada iman etmiş olamaz.” Umre ibadeti esnasında Tavafta, Hatîm’de, Mültezem’de, Ravza’da, Arafat’ta vb. yerlerde imkanlar ölçüsünde diğer hacı adaylarına öncelik vermeli, onları incitmemeli, yeri geldiğinde onları kendimize tercih etmeli, Havaalanlarında, Asansöre binerken,Yemek sırasında,Otobüse binerken,İntikallerde Odada lavabo kullanımı sırasında önce siz buyurun diyebilmeliyiz. Hilm Tebessüm Etmek, Yumuşak Huylu Olmak Umre yolculuğu boyunca karşılaştığımız kardeşlerimize daima güler yüzlü olmalı, tebessüm etmeli, gördüğümüzde selamlaşmalı, hal ve hatırını sormalı, gönüllerini hoşnut etmeye çalışmalıyız. Ayıp ve Kusurları Görmezden Gelmek المُسْلِمُ أخُو المُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ في حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللّهُ في حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً سَتَرَهُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ona zulmetmez; onu düşmana teslim etmez. Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman'ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamette onun bir sıkıntısını giderir. Kim de bir Müslüman'ın ayıbını örterse, Allah da kıyamette onun bir ayıbını örter.” Sabırlı Olmak Ve sabret. Muhakkak ki Allah, iyilik edenlerin ecrini zâyi etmez.» Hud-115 وَاصْبِرْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ Temizliğe Özen Gösterelim Odalarımızı ve ortak kullanım alanlarını tuvalet, banyo temiz tutalım. Yemekhanelerimizi Temiz Tutalım. Yemek Sırasını İhlal Etmeyelim. Yiyeceğimiz Kadar Yemek Alalım ve İsraftan Kaçınalım Çevreyi temiz tutmalı, yerlere çöp atmamalıyız. BEŞERİ MÜNASEBETLERDE ÖLÇÜLERİMİZ Büyüklerimize saygı ve hürmette kusur etmemeli, küçüklerimize şefkat ve merhametle muamele etmeliyiz. Selamlaşma Diğer ülkelerden gelen Müslümanlarla selamlaşma, iletişim kurma ve kaynaşma yoluna gidelim. Selamet ve Emniyet. Aynı odada kaldığımız arkadaşlarımızın eşyalarını izinsiz kullanmamalı, karşılıklı güven içerisinde hareket etmeli, onur kırıcı ve suçlayıcı ifadelerden kaçınmalıyız. Yardımlaşma İyilik ve takva Allah’a karşı gelmekten sakınma üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Maide-2 Yaşlı, hasta, engelli ve yardıma muhtaçların yardımına koşmalıyız. Unutmamalıyız ki; başkalarına yardımcı olmanın kazandıracakları, nafile ibadetin kazandıracaklarından daha fazladır. KAÇINILMASI GEREKEN DİĞER HUSUSLAR İnsanın onur ve haysiyetine zarar veren, birlik ve kardeşliğimizi zedeleyen; yalancılık, gıybet, söz taşıma, alay etme, tecessüs, kavga etme, küfür, kötü söz, öfke ve bencillik gibi olumsuz davranışlardan hayatımız boyunca özellikle de Hac yolculuğunda kaçınmalıyız. Zira bu tür davranışlar toplum düzenini bozar, müminler arasındaki sevgi, birlik ve beraberliği zedeler. Bu bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Hazırlık Kursları Çerçevesinde hazırlanan sunumlardan istifade edilerek hazırlanmıştır Umrenin yapılışı Umre yapmak isteyen kimse; gerekiyorsa koltuk altı ve kasık kıllarını giderir, saç sakal tıraşı olur, bıyıklarını düzeltir, tırnaklarını keser ve boy abdesti alır, boy abdesti alma imkânı yoksa abdest alır, vücuduna güzel koku sürünür. Erkekler, atlet, kilot, çorap, elbise ve ayakkabılarını çıkarırlar. İzar ve rida adı verilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler. Ridanın uçlarını birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak mekruhtur. Ayaklarına arkası ve üzeri açık terlik giyerler. Bele kemer bağlamada, sırta çanta almada ve şemsiye kullanmada bir sakınca yoktur. Kadınlar elbise ve ayakkabılarını giymeye devam ederler, başlarını açmazlar, yüzlerini de örtmezler. * İhramın sünneti niyeti ile iki rekât ihram namazı kılarlar. Namazın birinci rekâtında Fatiha suresinden sonra "kafirun" suresini, ikinci rekâtında ise yine Fatiha suresinden sonra "ihlâs" suresini okurlar. * Umre yapmak isteyen kimse afakî ise mikat sınırlarını geçmeden, Hıll bölgesinde ikamet ediyorsa bulunduğu yerde, Harem bölgesinde bulunuyorsa Hıll bölgesinde mesela Ten'im'e giderek ihrama girer. * İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir. Niyet, umre yapacağının kalben belirlenmesi demektir. Niyetin, "Allah'ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu kabul buyur" diyerek diliyle ifade edilmesi müstehaptır. * Niyet ettikten sonra, "Buyur Allah'ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur" diyerek telbiye getirir. Böylece ihrama girmiş ve ihram yasakları başlamış olur. * Mekke'ye varıncaya kadar vasıtalara binişte ve indiği yerde, kafilelerle karşılaştığında, şehirlere girdiğinde, akşam ve sabah, gece ve gündüz, vasıtada, yürürken, otururken, yatarken, ayakta iken, inişte, yokuşta, mekan değiştikçe ve farz namazların arkasından her fırsatta telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife yüksek sesle söyleyerek yolculuğuna devam eder. * Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir, tehlil ve salâvat-ı şerife okumak müstehaptır. * Mekke'ye yaklaşıp Harem bölgesine girince "Allah'ım! Burası senin haremindir, emin kıldığın yerdir. Beni cehenneme girmekten koru. Kullarını dirilttiğin gün beni azabından güvende kıl, beni dostlarından ve itaatkâr olanlardan eyle" diye dua eder. * Mekke'ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır. * Mekke'de otele veya eve yerleşip dinlendikten sonra mümkünse boy abdesti, mümkün değilse abdest alır, yaya veya vasıta ile Mescid-i Harem'e gider. Yolda tekbir, tehlil, telbiye ve salavat-ı şerife getirir. Tevazu ve saygı ile "Allah'ım! Rahmet kapılarını bana aç ve beni kovulmuş şeytandan koru" diye dua ederek Mescid-i Harem'e girer. * Beytullah'ı görünce üç defa tekbir ve tehlil getirir ve şu duayı okur. "Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, Her türlü övgü Allah'a mahsustur, Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah'ım! Bu senin Evindir. Onu Sen yücelttin, Sen şereflendirdin, Sen değerli yaptın. Onun yüceliğini, şerefini ve değerini artır. Ya Rabbi! Onun değerini artıran, onu şereflendiren, ona saygı gösteren kimsenin şerefini, saygınlığını, heybetini, yüceliğini ve iyiliğini artır. Allah'ım! Sen selamsın ve selamet ancak sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine koy, ey Celal ve ikram sahibi Allah'ım! Sen her şeyden yücesin ve her şeyden üstünsün" * Bildiği başka duaları da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce telbiyeyi keser. Hacer-i Esved hizasına gelir, yönünü ona döner, ellerini omuz hizasına kadar kaldırıp "Bismillah, Allahu Ekber" diyerek Hacer-i Esved'i selamlar, tekbir, tehlil ve tahmid getirir. Kalabalık değilse ve kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i Esved'i öper, kalabalık ise Hacer-i Esved'i öpmez. İstilam, sünnet, insanları itip kakmak ve eziyet vermek günahtır. Sünneti ifa etmek için günah işlenmez. * Umre tavafı yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım! Senin için umre tavafını yedi şavt olarak yapmak istiyorum. Onu benim için kolaylaştır ve kabul eyle" diyerek yapması müstehaptır. * Tavafını, Ka'be'yi soluna alıp Hatim'in dışından dolanarak yapar. Her şavtta Rükn-i Yemani ve Hacer-i Esved'i uzaktan "Bismillah, Allahu Ekber" diyerek istilamda bulunur. Hacer-i Esved'i istilam, sünnet, Rükn-i Yemani'yi istilam ise müstehaptır. Rükn-i Yemani öpülmez, diğer köşeler istilam edilmez. * Tavaf sırasında mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur'an okur. * Tavafın ilk dört şavtı farz; tavaf'ı cünüp, adetli ve nifas halinde değilken ve abdestli olarak yapmak, avret yerlerini örtmek, tavafı Ka'be'yi soluna alarak yapmak, tavafa Hacer-i Esved hizasından başlamak, tavafı Hatim'in dışından dolanarak yapmak, gücü yetenin tavafı yürüyerek yapması ve şavtı yediye tamamlamak vaciptir. Bunlardan biri terk edilirse dem gerekir. * Tavaf'ta ıztıba' ve ilk üç şavtta remel yapar. * Tavaf yedi şavta tamamladıktan sonra "Mültezem"de ve Hatim'de dua eder. Mümkünse Makam-ı İbrahim'in arkasında değilse uygun bir yerde iki rekat "tavaf namazı" kılar, bu namazı kılmak vaciptir. Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem içer ve Hacer-i Esved'i istilam eder. * Umrenin sa'yini yapmak üzere Safa'ya gider. Yönünü Ka'be'ye döner, tekbir, tehlil, tahmid ve salât-ü selam getirir, dua eder. Sa'y yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin sa'yini yapmaya niyet ediyorum" diyerek yapması müstehaptır. * Sa'yini yedi şavt olarak Safa'da başlayıp Merve'de bitirir. Sa'y yaparken mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur'an okur. İki yeşil ışık arasında "hervele" yapar. Sa'yi tamamlayınca Merve'de dua eder. * Umre'nin sa'yi vaciptir. Terk edilirse dem gerekir. * Berberde veya evde veya otelde saç tıraşı olur veya saçlarını kısaltır, böylece ihramdan çıkar ve bu şekilde umre ibadetini yapmış olur. * Kadınlar, remel ve hervele yapmazlar. Tekbir, tehlil ve telbiyede seslerini yükseltmezler. İhramdan çıkmak için saçlarının ucundan parmak ucu kadar kesmeleri yeterlidir. Kadınlar adetli iken tavaf yapmazlar. Bu bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı Hac İlmihali ve Umre Rehberi kitaplarından faydalanılarak hazırlanmıştır Kur'an-ı Kerim bizlere yaratılışta, hak ve sorumlulukta erkeklerle eşit konumda olan bir kadın portresi çizmektedir. Kadınlar hem Allah'ın kulu olması bakımından, hem temel haklar ve sorumluluklar bakımından erkeklerle aynı seviyede olmakla birlikte aralarında herhangi bir farklılık da gözetilmemektedir. Konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de Ahzap suresinin 35. Ayeti Kadın ve erkeği birlikte muhatap alması bakımından dikkat çekicidir “Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara, mümin erkelerle mümin kadınlara, sadık erkeklerle sadık kadınlara, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara, Allah’tan hakkıyla korkan erkeklerle Allah’tan hakkıyla korkan kadınlara, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara, Allah’ı çok anan erkeklerle Allah’ı çok anan kadınlara şüphesiz ki Allah onların hepsine mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” Yine konuyla ilgili olarak, Yüce Rabbimiz “Mümin olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar” Nisâ, 4/ 124. buyurmaktadır. İnsanın diğer varlıklardan farkını ve değerini ortaya koymak için Kur'an-ı Kerim'de ifade edilen halife sıfatında da kadın ve erkek ayrımı gözetilmemiştir. “Kadın ve erkek için Allah katında daha değerli olmanın yegâne ölçüsü ise sadece takvadır. Yani Allah’a karşı gelmekten sakınmak ve bütün boyutlarıyla sorumluluklarının gereğini yerine getirmektir. İbadetler konusunda da Cenab-ı Hak kadın ve erkek arasında bir ayrım gözetmemiştir. Efendimiz sas de kadınları sadece dinlerini öğrenmeleri konusunda değil, aynı zamanda ibadetlere iştirak etmeleri konusunda sürekli teşvik etmiştir. Bu bağlamda kadınların umre ibadetine katılmaları ve bu ibadetin sevabından ve bereketinden mahrum olmamaları dinimizin kadınlara verdiği değer boyutuyla ele alınmalıdır. Bununla birlikte bazı ibadetlerin uygulanmasında kadın ve erkek arasında bir takım farkların olması da Kur’an’ın ve Hz. Peygamber sas’in uygulamaları ve tavsiyeleri ile sabit olmaktadır. Aşağıda da umre ibadeti esnasında kadınların ibadete dair uygulamaları hususunda bazı farklılıkları sıralanmıştır. Umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler ara­sında görülen farklar şunlardır 1. Kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıya­feti söz konusu değildir. Kadınlar umre esnasında da elbise, başörtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafet­lerini giyerler. Yalnızca yüzlerini örtmezler. 2. Telbiye, tekbir, tehlil, salâvat okurken ve dua ederken erkeklerin yaptığı gibi seslerini yükseltmezler. 3. Remel ve Hervele yapmazlar. 4. İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar erkekle­rin arasına girmemeye özen gösterirler. Özellikle namaz kı­larken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar. 5. Âdetliyken ihrama giren veya ihrama gir­dikten sonra âdet gör­meye başlayan hanımlar, umrelerini özel günleri geçtikten sonra yaparlar. Âdetleri devam ettiği sü­rece dua, tesbihat ve zikir ile kutsal iklimdeki vakit­lerini değerlendirirler. Bu bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı Hac İlmihali, Haccı Anlamak ve Umre Rehberi eserlerinden istifade edilerek hazırlanmıştır Semboller dini hayatımızda çok büyük anlamlar ifade eder. Bu bağlamda kutsal topraklarda umre yolcularının göreceği semboller, onların dini hayatında bir takım değişiklikleri de beraberinde getirir. Umre yolcusunun semboller üzerine tefekkür etmesi ve sembollerle kuracağı duygusal bağ, hayatları boyunca etkisini devam ettirecektir. Bu sebeple umrenin hikmeti ve kutsal topraklarda bizzat görerek ve yaşayarak müşahede edeceği sembollere ait bilgilerin bilinmesi umre yolcusu için çok önemlidir. Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Her zaman yapılabilir. Ancak Arefe ve bayram günleri ile teşrik günlerinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu beş gün hac g ünleridir. Bir yılda birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur. Umrenin faziletine ilişkin bazı hadis-i şerifler ikisinin anlamı şöyledir “Umre, diğer bir umre ile arasındaki günahları siler.” Müslim, Hac, 437 Hadis No1349 “Ramazan’da yapılan umrenin sevabı bir haccın sevabına denktir.” İbn-i Mace, Menasik, 45 Hadis No2991 ÇAĞRIYI ANLAMAK وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ ﴿٢٧﴾ İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.» Hac, 22/27 Çağrı Allah’ın emriyle ilk önce Hz. İbrahim as tarafından yapılmış daha sonra Hz. Peygamber sas tarafından yenilenerek ebedileştirilmiştir. Hacca gidebilecek güç ve imkanı bulabilen Müslümanlar bu çağrının muhatabıdır ve gecikmeden bu çağrıya kulak vererek davete icabet etmelidirler. TELBİYE Telbiye; seferberlik emrine uyarak cephe için gerekli hazırlıklarını tamamlamış, üniformasını giymiş, silahını kuşanmış bir askerin, komutanının huzuruna çıkarak “Emret komutanım!” diye tekmil vermesine benzer. İhram zırhını giyen hacı, “Buyur Allah’ım, buyur! Emrindeyim buyur!” derken, Kâbe’sine çağıran Rabbinin, huzurunda olduğunu hisseder. “Davetini duydum, emrine uydum, huzuruna geldim, bütün benliğimle ve içtenliğimle emrindeyim!” der ve bunu birçok davranışıyla günlerce ispatlamaya çalışır. İHRAM İhram sadece bir kıyafet değişikliği değildir. İhram, aslında yapılmasına müsaade edilen bazı söz, fiil ve davranışların, hac ve umre yapacak kişiler için belli bir süre Allah ve Resûlü’nün getirdiği yasaklar çerçevesinde “haram kılınması” demektir. İhram, makamdan, mevkiden ve tüm imtiyazlardan soyunmanın simgesidir. Hacca gelenler, sosyal ve ekonomik statülerini gösteren dünya elbiselerini, makam ve mevkilerini ortaya koyan üniformalarını, zevklerini, kültürlerini ve karakterlerini yansıtan her türlü süs ve ziyneti bir kenara bırakıp, Allah önünde herkesin eşit olduğunu sembolize eden iki basit giysiye bürünmüş olurlar. Artık dünyevî elbiseler çıkartılmış, sadece kimlikler, kişilikler ortaya konulmuştur. Çoğu zaman karakterleri örten, şahsiyetleri gizleyen süslü elbiseler atılmış, “takva elbisesi” esas alınmıştır. Burada bürünülen iki parça kumaş da sadece eşitliği sağlamaya ve avret yerlerini örtmeye yöneliktir. Zaten Mîkât ile başlayan bu kutsal yolculukta asıl giyilmesi gereken elbise de, takva elbisesi, yani sorumluluk bilincidir. “Takva elbisesi daha hayırlıdır.” A’râf, 7/26 MİKAT Mikat; Huzura çıkmadan önce son kontrol noktasıdır. Dolayısıyla mîkât mahalline gelindiğinde, büyük randevuyu, Allah ile buluşmayı ve O’na kavuşmayı simgeleyen hac başlar. Mîkât mahalline girildiğinde ve orada niyet edildiğinde artık çıkış emri verilmiş, milyonlarca hacı arasında yapılacak takva maratonu başlamıştır. KA’BE Kabe insanlar için kıyam yeridir. Ayağa kalkıştır. Diriliştir. Kabe tevhidin sembolüdür, Müslümanların ata yurdudur, onları bir araya getirir birleştirir. Kıble bir duruştur, aidiyettir, medeniyettir. Kıbleye yönelen Müslümanlar, İslam medeniyetine ait olduklarını ilan etmiş olurlar. Kâbe’yi ziyaret, Kâbe’nin Rabbini ziyarettir. Kâbe’ye fiziki yakınlığın, Allah’a manevi yakınlığa vesile kılınması ve bu yakınlığın bir ömür boyu devam ettirilmesi önemlidir. MÜLTEZEM Mültezem ısrar etme yeridir. Kapıyı ısrarla çalmaktır. • İster Kabenin kapısına veya eşiğine isterse Kabenin duvarlarına veya örtüsüsüne sarılarak ağlasın Hatalarıma rağmen başka bir yere değil senin kapına geldim; benim günahım çok, ama senin merhametin daha çok! Beni affetmeden buradan ayrılmam Ya Rabbi!» diye yakarış yeridir. Yaramazlık yapan çocuğun kendisini affettirmesi için annesinin eteğine yapışması, ve yavrusuna kıyamayan annenin çocuğunu bağrına basması gibidir MÜLTEZEM… MAKAM-I İBRAHİM Hacı, kılacağı tavaf namazı öncesinde veya sonrasında, Hz. İbrahim misali, Allah’ın nazargâhı olan kendi gönül evini yeniden inşa ederken hangi iskeleleri kullanacağını, ayağının hangi sağlam temellere basması gerektiğini düşünmelidir. TAVAF TAVAF, Kâ’be sola alınarak yapılır Böylece insanın kalbi ile Allah’ın evi karşı karşıya gelir. Kalbin Kâ’be tarafında olması tavafın kalpten, gönülden olması gerektiği anlamına gelir Allah insanların kalbine bakar kalıbına değil….. Birinin etrafında dönmek ona bağlılığı gösterir. Yakarışlar bu nedenle içtendir. Tıpkı namaz kılarken olduğu gibi, Kâ’be’nin etrafında tavaf ederken de insanlar arasında hiçbir ayrım yoktur. Burada müminler eşitlenir. Burada tevhidin simgesi olan birlik vardır. Burada müminler denizinde kaybolmak ve toplulukta erimek gerekir. Tavaftaki her dokunuş bir duadır. Hacı, tavaf esnasında Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle, O’na yaraşan bir tazim ve hürmet, korku ile ümit arası bir muhabbet içerisinde olmalıdır. Kâ’be Allah’ın evi, kalpler ise, O’nun nazargâhıdır. Tavaftaki 7 şavt kesretten kinayedir, ömür boyunca sonsuz defa O’nun etrafında dönmeyi onun yolunda olmayı ifade eder. Evrendeki her şey tavaf halindedir, yani dönmektedir. Sanki her biri kendilerini var eden yaratıcıya ibadet etmektedir. Kâ’be’nin etrafında tavaf eden on binlerce Müslüman’ın oluşturduğu tablo, bir galaksinin, milyarlarca yıldızıyla dönüşünü andıran bir manzara gibidir. Bu bakımdan tavaftaki manevî hazzı tam anlamıyla elde edebilmek için kendimizi yörüngeye bırakmak gerekmektedir Remel ve Izdıba Müminlere karşı mütevazi ve merhametli, düşmanlarına karşı ise güçlü ve gösterişli olmayı öğretir. HACER’ÜL ESVED Hacerül Esved’i selamlama, kulun Allah’a vermiş olduğu ahdi yenilemesi anlamına gelir. Ruhlar aleminde verdiği sözü bu kez Kâ’be’de, beytin sahibinin önünde yenilemektir. Hacerü’l Esved adeta bir barkot okuyucu gibi onu selamlayanların avuç içlerini okuyarak ahdi yenilediklerine şahitlik eder. SA’Y Sa’y Safa ve Merve tepeleri arasında bir arayış, ibadet anlamı taşıyan bir yürüyüştür. Anne sevgisi ve şefkatinin Hz. Hacer validemizde kendini gösteren şeklini yad etmek ve yeni İsmailler yetiştirme gayretinde olmaktır. Kendi İsmaillerimizi yavrularımızı ve Ümmetin İsmaillerini kurtarmak için çabalamalıyız. İlahi rahmetten istifade etmek için gayret göstermektir. Çünkü Hz. Hacer örneğinde görüldüğü gibi çabalamadan nimet elde edilemez. ZEMZEM Hz. İsmail yerden çıkan su ile hayata tutundu. Bizler de semadan gelen Kur’an’la hayatta tutunacağız. Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail Kâ’be’yi ibadet için temizledikleri gibi, tavafla gönüllerini temizleyen hacılar, zemzemle midelerini yıkamayı da ihmal etmeyeceklerdir ve hayatlarının kalan kısmında da midelerini haram lokmayla kirletmemenin mücadelesini vereceklerdir. Bu bölüm Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Hazırlık Kursları Çerçevesinde hazırlanan sunumlardan istifade edilerek hazırlanmıştır UMREDE SAĞLIK HİZMETLERİ Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından umre yolcularımıza verilen seyahat ve konaklama hizmetinin yanı sıra Suudi Arabistan yetkili makamlarının belirlemiş olduğu yetkiler çerçevesinde sağlık hizmeti de verilmektedir. Kurumumuz hac döneminde hastane, umre döneminde ise sadece 'sınırlı poliklinik' şeklinde sağlık hizmeti sunmakla yetkilidir. Poliklinik hizmetinin yetersiz kaldığı durumlarda umre yolcuları direk olarak Suudi Arabistan hastanelerine gidebilmekte ve kendilerinden herhangi bir ücret alınmamaktadır. Aşağıda umre yolcularına, kutsal topraklarda sağlıkla ilgili dikkat etmeleri tavsiye edilen bazı hususlar ifade edilmiştir. Aşağıda hacılarımıza ve umrecilerimize yönelik, kutsal topraklarda sağlıkla ilgili dikkat etmeleri gereken bir takım tavsiyeler yer almaktadır. BULUNDURULMASI FAYDALI OLAN MALZEMELER Şu malzemeleri yanınıza almakta fayda vardır Seccade, maske, ortopedik terlik uzun yürüyüşlere müsait, normal terlik, ortopedik havadar ayakkabı, yeteri kadar pamuklu iç çamaşırı, havadar, pamuklu, bol kıyafetler, lastiği sıkı ve dar olmayan veya lastiksiz çoraplar, patik, şapka, güneş gözlüğü, hırka veya mont, kişisel hjyenik malzeme, yara bandı, tırnak makası, makas, tarak, tıraş malzemeleri, diş fırçası, diş macunu, diş protezi saklama kabı, şampuan, sabun vs. özellikle alerjisi ve hassas cildi nedeniyle her markayı kullanamayanlar için, alkolsüz el temizleme jeli ve ıslak mendil, sıvı sabun, kâğıt sabun, pişikler için koruyucu krem, koruyucu boğaz pastilleri, tansiyon ve şeker ölçüm cihazları ve çubukları, Tansiyon ve şeker hastaları için özel diyabet ayakkabısı ve burnu kapalı ortopedik terlik şeker hastaları için. EGZERSİZLE İLGİLİ TAVSİYELER • Hac süresince, alışageldiğiniz günlük normal hayatınızdan çok daha fazla hareket halinde olmanız gerekecektir. Özellikle Arafat sonrasında Bayramın l. günü kalabalık ve zorlu bir yolda 3-4 km yol yürümek zorunda kalabilirsiniz. Bu mesafe 11 km’ye kadar çıkabilir. • Bu nedenle, hac öncesinde mesafe ve süreyi her gün biraz daha artırarak egzersiz yapmalısınız. En az l saat süresince ya da 5 km mesafeyi dinlenmeden, sürekli yürüyebilir hâle gelmelisiniz. • Bu egzersiz size kutsal topraklarda zamanınızı en verimli şekilde, ibadete ayırabilmeniz açısından çok faydalı olacaktır. Yolculuk Sırasında; • Yolculukta uzun süre sabit oturmayınız, mümkün olduğunca ara sıra dolaşınız. • Ayak, diz, omuz, dirsek gibi eklemlerinizi, zaman zaman dairesel hareketlerle oynatınız. • Özellikle bacağınızın diz ile ayak bileği arasındaki bölümünü baldırlarınızı sık sık ovalayınız. • Zaman zaman bacaklarınızı karnınıza doğru çekip bırakınız. • Ayaklarınızı, arabada gaza basar gibi yapıp bırakınız ve bu hareketi çokça yapınız. GENEL TAVSİYELER Temizlik imanın gereğidir. Bu nedenle ortak kullanım alanları temiz tutulmalı, kirletilmemelidir. Yediklerine dikkat etmeli, güneş, klima ve hava akımına karşı sağlığını korumalıdır. Hem sağlık, hem de israf açısından zararlı olan sigara alışkanlığına, bu mukaddes iklimde son verilebilir. İhram içerisinde dahi sigara içilmesi, ihram yasaklarının yeterince anlaşılmadığının göstergesidir. Özellikle yaşlı, kilolu, tansiyon hastası, kalp ve solunum yetersizliği olan hacılarımız, hayli yüksek olan ve yorucu bir tırmanışı gerektiren Hira ve Sevr mağaralarına kesinlikle çıkmamalıdır. Özel ilaç kullananlar veya hastalıkları için özel ilgi gerekenler, bu durumlarını arkadaşlarına ve ilgililere mutlaka bildirmelidir. Dışarıdan alınan yiyecek ve içeceklere dikkat edilmeli; hijyen ve sağlık kurallarına uygun olmayan gıdaları tüketmekten kaçınılmalıdır. Sağlığımıza dikkat etmeli; güneş çarpması, klima dokunması gibi sağlığa zarar verecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır. • Kalabalık ortamlarda özellikle Mescid-i Haram ve Arafat’ta maske kullanınız. • Hapşırma veya öksürme sırasında ağız ve burnunuzu mümkünse tek kullanımlık kâğıt mendil ile yoksa öncelikle kolunuz, olmazsa elinizle kapatınız. Ardından hemen elinizi yıkamayı ihmal etmeyiniz. • Başkalarıyla özellikle hasta olanlarıyla öpüşmekten, tokalaşmaktan kaçınınız. Bundan kaçınamadığınız durumlarda, mutlaka ilk fırsatta ellerinizi ve yüzünüzü yıkayınız. • Her an elinizi yıkama imkânı bulamayabilirsiniz. Bu durumda, yanınızda götüreceğiniz alkolsüz el temizleme jellerini kullanınız. • Her ortamda bulamayacağınızdan, yanınızda küçük sıvı sabun veya normal sabun bulundurunuz. • Çorap giyiniz ve her gün değiştiriniz. • Çıplak ayakla dolaşmaktan sakınınız. Ortopedik terlik ve ayakkabı kullanınız ve çorapsız giymeyiniz. • Terlikle uzun süre yürümeyiniz. • Dış ortamlarda şemsiye veya şapka / takke ve güneş gözlüğü kullanınız. • Günün çok sıcak saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayınız. • Güneş altında fazla kalmayınız, gölge ve serin yerleri tercih ediniz. • Pamuklu bol kesimli ince giysiler ve pamuklu iç çamaşırı tercih ediniz. • Diş proteziniz varsa, gece çıkardığınızda açıkta bırakmayınız ve kapalı kaplarda saklayınız. • İlaçlarınızı serin ve gölgede muhafaza ediniz ve her zamanki vaktinde ve dozunda alınız. Şeker hastaları, ara öğün ve ana yemeklerini mutlaka vaktinde yemelidirler. Burnu açık ayakkabı ve terlik giymemelidirler. • İnsülin kullananlar, bacaklardan değil karın bölgesinden uygulama yapmalıdırlar. MESCİDDE UYULMASI GEREKEN TAVSİYELER Mescitte • Mutlaka seccade kullanınız. • Seccadenizi katlarken rulo yapmayınız, namaz kıldığınız üst yüzü içte kalacak şekilde katlayınız. Poşetine yerleştirip çantanıza koyunuz. • Terliklerinizi çantanıza koyacaksanız mutlaka poşet içinde koyunuz. • Islak çoraplarla mescide girmeyiniz. • Mümkün olduğunca güneş altında durmayınız. • Mecbur kalmadıkça mescitte yatıp uyumayınız. OTELDE UYULMASI GEREKEN TAVSİYELER Otelde Klimaları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat ediniz • Odanıza ilk girdiğinizde klimayı ilk kez çalıştırırken 5-10 dakika kadar bir süre, en yüksek üfleme modunda çalıştırıp pencereleri açınız ve odayı terk ediniz. • Dışarıdan geldiğinizde, birden en hızlı üfleme modunda ve en soğuk derecede çalıştırmayınız. • Hava üfleme yönünü tavana veya duvara çeviriniz. Direkt vücudunuza yönlendirmeyiniz. • Kısa sürelerle en soğuk derecede çalıştırıp kapatma yerine, orta derecede ısı ayarında 22-24° C ile sürekli çalıştırmayı deneyiniz. • Odada bulunmadığınız sürede klimayı çalıştırıp, odaya geldiğinizde en düşük üfleme derecesi ve ideal oda ısısına 22-24° C ayarlayabilir veya kapatabilirsiniz. • Klimaların dışardan aldığı temiz hava yetersiz olduğundan odanızı, sık sık havalandırınız. Banyo ve Tuvaletlerde • Kaygan zeminlere ve terliğinizin kaymayan cinsten olmasına dikkat ediniz. • Klozet tipi tuvaletlerde, ilk seferinde klozet kapağını uygun bir temizlik malzemesi ile temizledikten sonra halkaya oturarak kullanınız. • Genel tuvaletlerde klozet kullanırken oturmak için tek kullanımlık hazır klozet kâğıtları kullanınız, yoksa oturma halkasını temizleyip oturarak kullanınız. • İşiniz bitince her seferinde ellerinizi iyice sabunlayınız ve bol su ile durulayınız. • Her gün duş alınız. • Abdestinizi mümkün olduğunca tuvaletlerde almayınız. • Abdestten sonra ayaklarınızı mümkünse kâğıt havlu ile kurulayınız. Ayaklarınızı ıslak bırakmayınız. • Ayağınızı kurutmadan çoraplarınızı giymeyiniz. • Dışarıdan her geldiğinizde, ellerinizi sabunla yıkayıp durulayınız. • Tavaftan geldiğinizde, ayaklarınızı sabunlu su ile yıkayıp durulayınız. SAĞLIK BİRİMLERİNDE UYULMASI GEREKEN TAVSİYELER Sağlık Birimlerinde • Sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunuzda, otelinize en yakın sağlık ocağına başvurunuz. • Gereksiz başvuruda bulunarak sağlık personelini oyalamayınız. Daha ciddi hastaların hizmete ulaşmasının gecikmesine ve zarar görmelerine sebebiyet vermeyiniz. • İhtiyat için fazladan ilaç alarak israf etmeyiniz. Gerçek ihtiyaç sahiplerini mağdur etmiş olursunuz. • Sağlık ocağı sevk ettiği takdirde hastaneye gidiniz. Sevk edilmediğiniz halde hastaneye gittiğinizde hizmetin aksamasına yol açarsınız. • Bayılma, düşme, ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda din görevliniz aracılığıyla ACİL birimine haber veriniz. • Ambulans gerçekten ACİL hayati tehlikesi olan vakalara hızla ulaşmak için her an hazırda beklemesi gereken bir araçtır. Hastaların hastaneye gitmesi veya taburcu olunca evine dönmesi için kullanılabilecek bir servis aracı değildir. • Baş ağrısı, bel ve adale ağrıları, mide ağrısı, ateş, hâlsizlik gibi şikâyetlerde ya da önceden beri var olan ve acil olmayan hastalıklarda, ambulans talep etmeyiniz. Normal yollardan en yakın sağlık birimine başvurunuz. Aksi halde ambulansı yersiz olarak meşgul edip, gerçekten ihtiyacı olan acil bir insanın hayatını tehlikeye atmış olursunuz. • Mübarek topraklardaki hastaneler, yıllardan beri var olan ve Türkiye’de iken çözüme ulaşamamış sürekli hastalıklarınız için bir araştırma yeri değildir. Sağlık ekibi orada, yeni ortaya çıkan hastalıklarınızı tedavi etmek, eğer bu mümkün değilse Türkiye’ye dönünceye kadar ilerlemesini önlemek için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla görev yapmaktadır. • Hastanede sadece hastalığınızla ilgili birime başvurunuz. “Gelmişken bir de şu uzmana muayene olayım” düşüncesi ile hareket, izdihamı artıran, hizmeti aksatan son derece yanlış bir tutumdur. • Hastanelerin, enfeksiyon bulaşma riskinin yüksek olduğu yerler olması nedeniyle, hasta olmayanlar gelmemeli, işi bitenler de bir an önce hastaneyi terk etmelidirler. • Arafat ve Mina kırsal alan olup, normal sağlık hizmeti ve ilaç verilememektedir. Oralarda sadece acil ve hayati tehlikesi olan vakalara müdahale edilebilmektedir. İlaç ve diğer tedariklerinizi Arafat’a çıkmadan evvel karşılayınız. YEMEK ESNASINDA UYULMASI GEREKEN TAVSİYELER Yemek Sırasında • Yemek öncesi ve sonrası, mutlaka ellerinizi sabunlu su ile iyice yıkayıp bol su ile durulayınız. • Yemeğinizi yavaş yavaş, iyice çiğneyerek yiyiniz. • Dışarıda satılan tavuk döneri ve tavuk etli sandviçler ile pişmemiş yiyecekleri tercih etmeyiniz. • Sulu sebze yemekleri, çorbalar ve iyi yıkanmış meyveleri tercih ediniz. • Meyvelerin kabuğu soyulanlarını tercih ediniz. • Geç vakitte yemek yemeyiniz. Özellikle yatış saatinize 3 saat kala artık bir şey yemeyiniz. • Bol bol su içiniz. Günde 3 litre kadar • Acıktığınızda dışardan yemek yerine, zengin ve dengeli bir besin olan hurma yemeyi tercih edebilirsiniz.

hac ve umrenin ortak özellikleri