🐽 Yaşar Nuri Öztürk Öldükten Sonra Dirilme
0WavRSi. Cehennem unsuru olarak teknoloji27 Şubat 2009 Kur’an’daki sınâat’ kökünden kelimeler her türlü hüner ve sanat anlamında kullanıldığı gibi, endüstri-teknoloji anlamında da kullanılır. Sınâat sözcüğü bugünkü Arapça’da da aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu kullanımlar için bk. Hans Wehr, A Dictionary of Modern Written Arabic, sınâat mad.Sınâatın teknolojinin hâkim özelliği, doğanın dengelerini bozması, doğayı yaşanmaz hale getirmesidir. Dünyaya tapmanın, azmanın, şiddet, zorbalık ve işkencenin temsilcileri olan kişi, toplum ve medeniyetler sınâata dayanan bir şımarıklık illeti içinde insan hayatının mutluluk paydasını düşürmekte, doğal hayatı bozarak insanın bunalım ve karmaşaya düşmesine yol açmaktadır. Çare, teknolojinin yok edilmesi değil, rant ve egemenlik aracı olmaktan çıkarılmasıdır. Bunun ölçüsü ise teknolojinin doğayı ve uzayı kirletmeyen bir yapıda ve kıvamda tutulmasıdır. Kısacası, teknolojinin arkasından insanın başkaları üzerindeki egemenlik hırsının ve rant doymazlığını çıkarmak gerekmektedir. İğretiye, zulme, acımasızlığa öncelik tanıyıp Allah'a ters düşenlerin sığındıkları teknoloji insanı yıkan yanı, aldanışa sürüklemesidir. Allah ve insanın üstünde bir kudret olarak düşünülen teknoloji, sonunda sahiplerini korkunç bir hüsranla yüz yüze bırakmaktadır. 11/14-16; 18/103-105 Muhammed ümmeti döneminde teknolojiyle azıp zulme ve kavgaya meydan verme, Ehlikitap zümresi tarafından, özellikle Hıristiyanlar tarafından sergilenecektir. Ehlikitap'ın saptırıcı sözleri, haksız ve zalim yollarla elde ettikleri nimetleri yemeleri ve teknolojiyle azıp şımarmaları büyük ölçüde, din temsilcilerinin görevlerini yapmamalarından, çıkarlarını, ceplerini düşünmelerinden kaynaklanmıştır. Mâide, 59-64. Ayrıca bk. Tevbe, 34-35Üzerinde olduğumuz bu noktaya değinen ayetler, teknolojiyle gelen denge bozukluğu ve tahribi, teknolojik üretimi temsil ettikleri için Hıristiyanlara mal ederken, tahribi simgeleyen harpleri alevlendirme’ işini Yahudilerin eseri olarak gösteriyor. Mâide, 69TOKMAK GİBİ İNEN MUSİBETYazının Devamını Oku Cehennem veya tahrip edilmiş doğa26 Şubat 2009 Bitki örtüsünden tamamen yoksun bırakılıp kavruk bir toprağa dönüştürülen yeryüzü, kutsal metinlerdeki cehennemin ta kendisidir. Yani kutsal metinlerin tanıttığı cehennemin bir anlamı da, tahrip edilip yaşanamaz hale getirilmiş yerküre veya doğadır. Zaten cennet de yeşillikler, sularla dolu toprak parçası demektir. İşte o cennete layık olmasını bilmeyen insanoğlu, bu son tasvirdeki cehenneme ilginçtir ki, kıyametten söz eden bir ayet, bu müthiş olayı yeryüzünün bir başka yeryüzüne dönüştürülmesi’ olarak tanıtmaktadır. İbrahim, 48 Ardından gelen ayetlerde ise cehennemi hak edenlerin karşılaşacakları âkıbet hesabı görüldükten ve iyilerle kötüler ayrıldıktan sonra neler olacağını gösteren ayetler de ibret vericidir. Bu ayetlere göre, iyiler cennete sevk edilecek ve şu duayı yapacaklarYazının Devamını Oku Kıyamet alâmeti olarak Dabbetül Arz25 Şubat 2009 Kur’an, bir kıyamet alâmeti olarak Dabbetül Arz’ın çıkışı üzerinde de durmaktadır. Neml suresi 80-85. ayetler insanoğlunun, kötülükleri yüzünden uğrayacağı sonu kıyameti anlatırken, bu sonun geldiğini gösteren belirtilerden biri olarak yeryüzünden bir dabbenin çıkacağına dikkat çekmektedir. 82. ayet şöyle diyor “O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için bir dabbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.”İnsanlığın sonunun geldiğine, azap ve hesap döneminin başladığına işaret sayılan ve insanlığı Allah’ın ve evrenin yasalarına aykırı davranmakla itham edip uyaran bu dabbe nedir?Dabbe kelimesinin sözlük anlamı debelenen şey demektir. Kur’an bunu her türlü canlı için kullanır. Daha çok hayvanlar için kullanılır. Elmalılı’nın deyişiyle, “Hayvan lafzıyla eşanlamlı gibidir.” Nûr 45. ayete göre, sürüngen, dört veya iki ayaklı tüm hayvanlar dabbedir. Ancak Kur’an’ın bu sözcüğü kullandığı ayetlere baktığımızda Örneğin, Hûd, 6; Nahl, 49, 61 dabbenin insanı da kapsayacak bir biçimde kullanıldığını görüyoruz. Elmalılı bu noktaya değinirken haklı olarak, “Hayvan gibi, insan için de kullanılır” Devamını Oku Kıyamet alâmetleri 124 Şubat 2009 Kıyametin yaklaşık vaktini tahminde Kur'an'ın bize verdiği ipuçları nelerdir? Burada yapabileceğimiz, insanın toparlanma vaktinin geldiğini gösteren bazı Kur'ansal işaretlere dikkat çekmek olacaktır. Şu temel göstergelerden söz edeceğiz1. Peygamberliğin Sona Erişi Peygamberlik Hz. Muhammed'le sona erdirilmiştir. Hz. Muhammed'in sıfatlarından biri de 'Âhir Zaman Peygamberi' demek âhir zaman?Âhir zaman, insana verdiği kredilerin sona erdirildiği zaman dilimidir. Peygamberler eliyle insana ulaştırılan mesajların sona erdirilmesinin anlamı da dönemi bitirilmişse bunun zorunlu sonucu, hesap döneminin başlamasıdır. 2. Hesap Döneminin Yaklaştığının Bildirilmiş Olması Kur'an, insanlığın kredi alma döneminin bitip hesap döneminin başladığını açık ve net biçimde ifade etmektedir. Yazının Devamını Oku Yerkürenin kıyameti23 Şubat 2009 Kur’an’ın yerkürenin kıyametine ilişkin beyanları dikkatle incelendiğinde bu sembolik ifadelerin, küresel âfetlerle mahvolup yaşanamaz hale gelmiş bir yeryüzüne dikkat çekmek istediği anlaşılır. Bu noktada, küresel âfetlerin yeryüzünü yaşanılmaz bir mekâna çevirmesi meselesinde bilimin verileriyle Kur’an’ın verilerinin örtüştüğünü dikkatlere sunalım. ZEHİRLİ GAZLAR MESELESİ Zehirli gazların atmosferi kuşatması ve yaşamı zorlaştırması Kur’an açısından bir kıyamet alâmetidir. Dühan Suresi 10-12. ayetlerde “Artık sen, o göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle! İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır bu! Ey rabbimiz! Kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz.” Kur’an’ın bu beyanına, günümüz bilim çevrelerinin ekledikleri şunlardır Zehirli gazların atmosferi tahribi sonucu kirlenen hava yüzünden doğal kaynaklar tahrip olacak, yaşam alabildiğine zorlaşacak. Hepimiz bilmekteyiz ki, havanın zehirlenmesi ozonu delmiş ve bu delik, Stephen Hawking’in deyimiyle Amerika kıtasının üç katı bir büyüklüğe ulaşmıştır. Bu delik yüzünden dünya korkunç bir radyasyon ve ultraviyole yağmurunun tehdidi Devamını Oku Kıyamet kavramının boyutları20 Şubat 2009 Kıyamet kelimesi Kur'an'da 70 yerde geçmektedir. Deyimin kökü olan kıyamdan türemiş kelimelerin sayısı ise 200 civarındadır. Kıyamet, içinde yaşadığımız dünyanın ve onun bünyesinde yer aldığı evrenin parçalanıp dağılması ve bütün şuurlu varlıkların hesap vermek üzere Yaratıcı'nın huzurunda, mahiyetini bilemeyeceğimiz bir biçimde kıyam etmesi olarak bilinir. O gün Allah bütün tartışmaları sonuçlandıracak, çelişmeleri bitirecek ve hayat serüveninden herkesi hesaba çekerek iyilikle kötülüğün karşılıklarını verecektir. Örnek olarak bk. Bakara, 113; Âli İmran, 185; Nisa, 87; Enbiya, 47; Hac, 9 Kur'an bugüne din günü demekte ve onun tek yargıcının Allah olduğunu belirtmektedir. Fâtiha, 3 Buraya kadar anlattıklarımız, kıyametin akla ilk gelen anlamlarıdır. Bu anlamdaki kıyamete büyük kıyamet’ diyebiliriz. Kur'an incelendiğinde görülür ki, bu büyük ve genel kıyametten başka sayısız küçük kıyametler sahnesinde her an milyonlar ve milyonlarca kıyamet yaşanmaktadır. Evrende bir hiç denecek kadar küçük bir yer tutan insan vücudunda da, her an binlerce kıyamet yaşanmaktadır. Kur’an’a göre, her varlık bir âlemdir ve her âlem birçok kıyamete sahnedir. TOPLUMLARIN KIYAMETİYazının Devamını Oku Varlığın yapısal parçaları olarak hayvanlar19 Şubat 2009 Ünlü bir Kızılderili atasözü şöyle demektedir “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirletildiğinde, son balık tutulduğunda beyaz adam, paranın yenmeyeceğini anlayacak.”Beyaz adam ve onun geliştirdiği doğa düşmanı kapitalizm bu gerçeği bir gün elbette ama o gün iş işten geçmiş mülkü olan doğa yahut yerküre emanetinin ayrılmaz, yadırganamaz ve olmazsa olmaz sakinleri hayvanlardır. Kur’an-ı Kerim bu yerküre sakinlerinin bir kısmının adını, birçoğunun da varlığını bildirmekte, doğayı onlarla paylaşmamızın hem emanete saygı hem de mutluluğa katkı olacağına vurgu yerküre sakini ortaklarımız, aynen bizim topluluklarımız gibi birer ümmet’ olarak hayvanlar’ anlamına gelen suredeki şu tanrısal beyana bakın“Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu kitapta, herhangi bir şeyi gereğinden fazla yapmadık/ gereğinden eksik bırakmadık. Onlar, sonunda, Rableri önünde haşredilirler.” En’am, 38 Yazının Devamını Oku Varlık insana emanettir18 Şubat 2009 İnsanın üstün varlık oluşu, varlığın insana emanet edilişinin ifadesidir; varlığın insanın egoizmine, sadizmine terk edilmesinin ifadesi değildir. Varlığı insana emanet eden Yaratıcı kudret, varlıktan vazgeçmiş değildir. İnsanın emanete hıyanetini, nankörlüğünü, varlık ve oluşun tahribine yönelik zalimliğini cezasız da bırakacak değildir. Allah mülkün sahibidir. Onu dilediğine verir. Ve mülkü, insanın emrine vermiştir. Ancak insan mülkün gerçek sahibi değil, emanetçisidir. Emanete hıyanet ettiğinde mülkün sahibine hesap vermek zorunda sözcüğü, Kur'an-ı Kerim'de tekil ve çoğul olarak 6 yerde geçmektedir. Bu kelimenin kökü olan emn iman da bu köktendir ruhun sükûnet bulması ve korkudan kurtulmak bir şeyi veya bir değeri gönül huzuru ve güvenle bir başkasına teslim etmek veya aynı şartlarla teslim almaktır. O halde, emanette teslim edenle teslim alanın karşılıklı güven ve rahatlıkları esastır. Ve bu da gösterir ki, emanet olgusu şuurlu ve kararlı iki benliğin varlığını gerektirir. Bu anlamda alındığında, emanet insan dışında hiçbir varlığın taşıyamayacağı bir Yazının Devamını Oku
- 1830 Son Güncelleme - 2304 Kanser tedavisi gören ünlü ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk İstanbul'daki evinde yaşamını yitirdi. Profesör Yaşar Nuri Öztürk kimdir? İşte tüm detaylar... Yaşar Nuri Öztürk öldü. Uzun süredir kanser tedavisi ünlü ilahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk, doğum günü olan 22 Haziran'da hayata gözlerini yumdu. İlahiyatçı profesör Yaşar Nuri Öztürk, rahatsızlığından dolayı geçtiğimiz günlerde Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Burada bir süre tedavi gören Öztürk, doktorları tarafından yapılacak bir şey kalmadı denilerek evine gönderilmişti. Ünlü ilahiyatçı tedavisinin devam ettiği evinde yaşamını yitirdi. 3,5 AY KEMOTERAPİ GÖRDÜ Yaşar Nuri Öztürk mide kanseri teşhisiyle 12 Kasım 2011'de ameliyat olmuş ve ay kemoterapi görmüştü. İlahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk, rahatsızlığından dolayı geçtiğimiz günlerde Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Burada bir süre tedavi gören Öztürk daha sonra evine geçmişti. İLK HABERİ KURDUĞU PARTİNİN GENEL BAŞKANI VERDİ Ölüm haberini ilk olarak Öztürk'ün kurduğu Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Ragıp Önder Günay Facebook sayfasından duyurdu. SAAT YAŞAMINI YİTİRDİ Gazeteci Hulki Cevizoğlu, Öztürk'ün saat evinde yaşamını yitirdiği bilgisini paylaştı. İlk bilgilere göre Öztürk'ün cenazesinin Cuma günü öğleden sonra Üsküdar'daki Şakirin Camii'nden kaldırılacağı belirtiliyor. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK KİMDİR? Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Sürmeneli bir babanın çocuğu olarak 22 Haziran 1945'te Trabzon'un Sürmene ilçesinin Küçükdere köyünde doğmuştur. Çoğu Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir. İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve dokuz yaşında hâfız oldu. On yıllık klâsik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslâm Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesinde çalıştı. New York'ta "İslâm Düşüncesi ve Çağdaş Sûfî Düşünce" dersleri okuttu. Yaşar Nuri Öztürk'ün Türkçe, Farsça, Arapça, Fransız ve İngilizce dillerinde çalışmaları vardır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi’nde İlahiyat Fakültesi kuruldu. yılında ise Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk kurucu dekan olarak atandı. 14 Şubat 2013 tarihinde TRT sanatçısı Nazlı Kanaat ile nişanlanmıştır. Siyasî hayatı Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Daha sonra CHP'den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisi’ni kurdu ve bu partinin genel başkanlığını dört yıl boyunca sürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasî hayatını sona erdirmiş oldu. Etiketler yaşar nuri öztürk,yaşar nuri öztürk öldü,yaşar nuri öztürk kimdir,yaşar nuri öztürk kaç yaşında,Yaşar Nuri Öztürk öldü mü,Yaşar Nuri Öztürk'ün sağlık durumu nasıl,Yaşar Nuri Öztürk ne hastası,
Oluşturulma Tarihi Haziran 22, 2020 1043İlahiyatçı yazar Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ölüm yıl dönümünde anılıyor. Doğum gününde, 71 yaşında hayatını kaybeden eski milletvekili ve ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, uzun süredir kanser hastalığı ile mücadele etmişti. Peki, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk kimdir, ne zaman öldü?Türk İslam felsefesi profesörü, gazeteci, yazar, avukat, televizyon programcısı, siyasetçi ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kurucu dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Sürmeneli bir babanın çocuğu olarak 5 Şubat 1951 tarihinde Bayburt'ta doğdu. Trabzon'un Sürmene ilçesinin Fındıcak köyünde Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir. İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve dokuz yaşında hâfız oldu. On yıllık klâsik medrese eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi'nde hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslâm Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Orta Doğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesinde çalıştı. New York'ta "İslâm Düşüncesi ve Çağdaş Sûfî Düşünce" dersleri Dergisi’nin gerçekleştirdiği 20. Yüzyılın En Önemli Kişileri’ anketinin En Önemli Bilim Adamları ve Islahatçılar’ The Most Important Scientists and Healers listesinde, dünya kamuoyunca belirlenmiş yüz ismin ilk onu arasında yer Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülünü Dr. Yaşar Nuri Öztürk HayatıYurt dışında ve yurt içinde pek çok yerde İslâm dininin zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'ân-ı Kerîm'in Özüne Dönüş Hareketi'nin öncüsü olan Yaşar Nuri Öztürk aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York'ta The Theological Seminary of Barrytown bir yıl misafir profesör olarak “İslâm Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde The World Scripture’ın İslâm bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında seksene yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur’an’daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin yıllarında ilkokulu dışarıdan bitirerek Trabzon İmam Hatip Lisesi’ne girdi, İmam hatipten 1968’de birincilikle mezun oldu ve İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesi'nde İlahiyat ve hukuk sonrası asistanlığın yanı sıra avukatlık stajını sürdürdü. Bir yandan da Son Havadis, Tercüman gibi gazetelerde yazılar yazdı. 1980’de İslam felsefesi dalında doktorasını verdi. Ardından Milltown’da lisansüstü düzeyinde İslam felsefesi dersleri verdi. 1987’de Türkiye’ye döndü ve o günlerde TRT’de Asaf Demirbaş’ın sunduğu bir dini programa çıktı. Böylece akademik çevrelerdeki tanınırlığı ülke geneline ve 1982’de “Türkiye Millî Kültür Vakfı” ödülünü kazandı. Çalışmaları Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde yılında İstanbul Üniversitesi’nde İlahiyat Fakültesi kuruldu. 1993’te fakülteye kurucu dekan olarak yılları arasında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanlığını yaptı.[ Yaşamı boyunca çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görev tercümesi Elmalılı M. Hamdi Yazır tarafından yapılan Kur'an'ın, yorum katılmamış, İkinci Türkçe çevirisini yayınlamıştır. 1993 - 2011 yılları arasında üç yüzü aşkın baskı yapan bu çeviri[10], “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı ve Kur'an-ı Kerim meali” yıllarda Hürriyet gazetesinde yazıları yayımlandı. Yurt gazetesinde ve son olarak da Aydınlık’ta yazdı. Aydınlık gazetesinde 26 Kasım 2015’te başladığı yazılarını 23 Haziran 2016’ya kadar sürdürdü. Farklı kanallarda televizyon programlarında Kur’an yorumları yaptı. 14 Şubat 2013 tarihinde TRT sanatçısı Nazlı Kanaat ile İstanbul İli'nin Beykoz ilçesine bağlı Paşabahçe semtinde ikamet Dr. Yaşar Nuri Öztürk Ölümü2011 yılından beri mide kanseri ile mücadele eden Yaşar Nuri Öztürk, 22 Haziran 2016 Çarşamba günü İstanbul'daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze namazı Üsküdar Şakirin Camii'nde kılınan Öztürk, Kanlıca Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. VeAllâhu-lleżî ersele-rriyâha fetuśîru sehâben fesuknâhu ilâ beledin meyyitin feahyeynâ bihi-l-arda ba’de mevtihâc keżâlike-nnuşûruVe Allah, öyle bir mabuttur ki rüzgarları yollar da bulutu sürer, derken ölü şehri yağmurla suya kandırırız da ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz onunla, işte ölülerin diriltilmesi de böyledir.Dikkatle ve ibretle bakmaz mısınız ki Allah rüzgârları gönderir, onlar da buhar yüklü bulutu kaldırıp harekete geçirir, böylece Biz onu susuzluktan kurumuş ölü bir beldeye sürükleriz de, onunla yağmurla yeri ölümünden sonra diriltiriz topraktan çeşit çeşit bitkiler çıkartırız. İşte insanların ölümden sonra ahirette dirilip-yayılması ve mahşere çıkarılması da aynen böyle olacaktır. Ve hatırlayın bulutları yükseltmek için, rüzgarları gönderen Allah'tır. Sonra biz onları çorak beldelere sürükler ve cansız toprağa hayat veririz. Yeniden dirilmede işte böyle rüzgârları gönderen, bulutları harekete geçirendir. Biz bulutları, ölü, kurak bir beldeye sevkederiz. Ölümünün ardından, o topraklara hayat veririz. Ölülerin ölümden önceki vasıflarla diriltilmesi de genetik şifreleri harekete geçirilen toprakların canlandırılması O'dur ki rüzgarları gönderir, onlar bir bulutu kaldırırlar; ardından onu ölü bir beldeye iletiriz ve böylece onunla ölümünden sonra yeri diriltiriz. İşte yeniden diriliş de rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte ölümden sonra dirilipyayılma da O'dur ki, rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçirerek yükseltiyor. Derken o bulutu bitkisi kurumuş ölü bir beldeye göndeririz. Sonra o bulutun yağmuru ile ölü bulunan araziyi ölümünden sonra yeşertir diriltiriz. İşte ölülerin dirilmesi de gönderip de bulutu havaya kaldıran Allah’tır. Biz o bulutu ölü bir memlekete sevk ederiz. Ölümünden sonra toprağı onunla diriltiriz. İşte kabirlerden dirilip dağılmak da böyle rüzgârları gönderip bulutu hareket ettirendir. Biz, bulutu ölü bir beldeye sevkeder, kuruduktan sonra onunla toprağa hayat veririz. Öldükten sonra diriltme de işte estirip, bulutları yürüten Allah O'dur; biz onunla ölmüş yeri sularız, ölümünden sonra, o su ile yeryüzünü diriltiriz, işte böylece insanları diriltmek deAllah, rüzgârları gönderir, onlar da yağmur yüklü bulutları hareket ettirir. Derken biz onu ölü bir bölgeye sevk ederiz ve onunla ölümünden sonra yeri yeşertir canlandırırız. İşte ölümden sonra diriliş de yarattığı her varlığın ve varlıklar için koyduğu her yasanın bilimsel bir izahı vardır. Hiçbir şey oldu-bitti ile meydana gelmedi ve hiçbir ş... Devamı..Bulutı sevk iden rüzgârları Allâh gönderiyor, biz bulutı kurumuş bir beldeye sevk ve ölmüş beldeyi ihyâ ideriz, sizi de ba’de’l mevt ihyâ gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle bulutları karıştıran rüzgarları gönderendir. Daha sonra onları ölü bir toprağa süreriz de ölümünden sonra toprağı diriltiriz. Diriliş de gönderip bir bulut kaldıran da Allah'tır. Derken biz o bulutu ölmüş bir beldeye sevketmişizdir. Böylece yeryüzüne ölmünden sonra onunla hayat veririz. İşte o dirilme de odur ki rüzgârları göndermiştir, derken bir bulut kaldırır, derken onu ölmüş bir beldeye sevk etmişizdir, derken onunla Arza ölümünden sonra hayat vermekteyizdir, işte nüşur böyledirAllah, rüzgârları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de rüzgârları salıverib de bulut ları harekete getirmekde olandır. Derken biz onu ölü bir toprağa sürüb onunla yeri, ölümünün ardından, canlandırmışızdır. İşte ölülerin dirilme si de Allah O Rabbinizdir ki, bulutları hemen harekete geçiren rüzgârları gönderdi. Sonra onu o bulutları ölü bir beldeye sevk etmişizdir de, onunla o yere ölümünden sonra hayat vermişizdir. İşte öldükten sonra dirilme de böyledir!Allah, rüzgârları gönderendir. O rüzgâr bulutları sürükler götürür. Sonra bizde o bulutları ölü bir beldeye sevk ederiz ve sonra o ölü beldeye bulutların taşıdığı suyla hayat veririz. İşte kıyamet günündeki dirilişte böyle salıp da bulutları ayaklandıran, Allah’tır. Sonra Biz bu bulutları ölü bir ülkeye süreriz de onlarla toprağı öldükten sonra diriltiriz. İşte öldükten sonra dirilme de böyle harekete getirmek üzere rüzgârları gönderen, Allah/tır. Biz bulutu kuru bir memlekete süreriz, onunla yere kuruyken taze can veririz. İnsanları diriltmek de işte gönderip de bulutları harekete geçiren Allah’tır. Biz onları ölü bir beldeye sevk eder ve onunla ölmüş olan yere/toprağa hayat veririz. İşte yeniden dirilme de rüzgârı gönderir, o rüzgar da bulutu harekete geçirir, derken biz onu ölü bir beldeye sürükleriz. Onunla yeri, ölümünden sonra diriltiriz. İşte ölümden sonra dirilip yayılma da rahmetinin müjdecisi olan rüzgarları gönderir ve bu rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları okyanus, deniz ve göllerden kaldırıp karalara doğru taşırlar. Sonra Biz onu, bitki örtüsü tamamen kuruyup ölmüş bir bölgeye rahmet yağmurları olarak sürükleriz ve onunla yemyeşil filizler yetiştirerek, ölümünden sonra toprağa yeniden hayat veririz. İşte, ölümden sonra yeniden diriliş de böyle hâlde, sizi yeniden diriltip hesaba çekecek olan Rabb’inize kulluk edin! Böylece cennet nîmetlerine kavuşmakla kalmayacak, dünyada da güç ve şeref elde edeceksinizAllah ki, Bulutlar’ı kaldırmak üzere Rüzgârlar’ı gönderdi. Derken ölmüş bir beldeye sevk ettik. Onunla Yeryüzü’ne ölümünden sonra hayat verdik. Nüşûr / Yeniden Diriltilip Yayılma işte salıp bulutları harekete geçiren, Sonra onu susuzluktan çatlamış bir ülkeye doğru sevk eden, ölü topraklara suyla can veren biziz. İkinci diriliş de böyle insanlar! Aklınızı başınıza toplayın! Hesaptan kaçacağınızı da sanmayın! Rabbin rüzgârları gönderip bulutları harekete geçirir. Toprakları kurumuş bölgelere bulutları göndeririz. Sizler o topraklara “Ölü topraklar, çöl buraları!” dersiniz. Yağmurlarla ölü topraklara hayat veririz. İşte! Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır. Toprağa karışan, sizin görmediğiniz ölülerinizden sizi tekrar diriltiriz. Siz toprağa bakınca insanlar çürüdü, toprağa karıştı, yok olup gitti sanırsınız. Hayır! Dünyada ölmeniz yok olup gitmek değildir. Ölüm ahiret yolculuğunda sadece bir duraktır. O durakta bekleyenleri Sur’a üfürerek çağırırız. Hepsi anında dirilirler. Koşarak hesaba gelirler. Rüzgârları gönderip de bulutu kaldıran harekete geçiren Allah’tır. İşte biz o bulutu ölü bir şehre göndeririz de ölümünden sonra onunla toprağa hayat veririz. [*]Diriltilme de böyle olacaktır. [*]Benzer mesajlar Arâf 757; Tâhâ 2053; Nûr 2443; Furkân 2548-49; Neml 2763; Rûm 3048.,Benzer mesajlar Arâf 725; Tâhâ 2055; Hacc 226; Rûm 30... Devamı..Rüzgârları gönderip bulutları hareket ettiren, sadece Allah’tır. Sonra Biz onu ölü arazilere sürükler ve o araziyi ölümünden sonra o bulutla diriltiriz. İşte ölümden sonraki diriliş de aynen böyle [hatırlayın] bulutları yükseltmek için rüzgarları gönderen Allah’tır; sonra Biz onları çorak beldelere sürükler ve cansız toprağa hayat veririz yeniden dirilme de işte böyle rüzgârları elçi olarak gönderip onunla bulutları tetikleyen. Biz de o bulutları kurak topraklara sevk edip yağmur yağdırırız, böylece ölü toprakları canlandırırız İşte diriliş de böyle olacaktır. 7/57, 15/22, 24/43, 30/50ALLAH, rüzgârları elçi gibi gönderip peşi sıra bulutları tetikleyenin ta kendisidir; derken Biz onu çorak bir beldeye sevk ederiz; ve bu sayede onunla ölü toprağa can veririz[³⁸⁸⁶] diriliş de işte böyle olacaktır.[3886] Bu âyetin yeniden dirilişe telmih oluşu yanında bir başka çağrışımı daha var Risalet rüzgârı vahiy rahmetiyle yüklü bulutları Necid çöllerinin... Devamı..Ve Allah, o zât tır ki, rüzgârları göndermiştir. Sonra onlar bulutu harekete getirir, derken onu bir ölmüş beldeye sevketmişizdir. Sonra onunla yeri öldükten sonra hayata kavuşturmuşuzdur. İşte ölüleri diriltmek de o yüce Zattır ki rüzgârlar gönderir. Onlar bulutu kaldırır, derken onu ölü bir beldeye sevk ederiz ve onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat veririz. İşte ölülerin diriltilmesi de böyledir. Allah'tır ki, gönderdiği rüzgarlar bir bulut kaldırır, onu ölü bir ülkeye süreriz, ölmüş olan yeri onunla diriltiriz. İşte diriltme de Allâh'dır ki rüzgârları gönderüb bulutları kaldırır, onı ulu bir beldeye sevk idüb arzı ölümünden sonra onunla ihyâ ideriz. İşte ba's ve neşir de kaldıran rüzgarları Allah göndermiştir. Bulutu ölü bir bölgeye gönderir ve toprağı onunla canlandırır[*]. İşte insanların topraktan çıkışı da böyle olacaktır.[*] İltifat Bakara 2/64Bulutu harekete geçiren rüzgarı, gönderen Allah'tır. Onu ölü bir beldeye sevk ederiz onunla yeryüzüne, ölümden sonra hayat verir. İşte ölülerin diriltilmesi de gönderip bulutları kaldıran Allah'tır. Sonra Biz o bulutu ölü bir beldeye sevk eder ve ölmüş yeryüzünü onunla diriltiriz. Ölülerin diriltilmesi de işte odur ki, rüzgârları gönderdi. Rüzgârlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de Tañrı oldur kim viribidi yilleri pes ķopardı bulıd. pes sürdük anı ölmiş-ile pes dirürdük anuñ-ile yiri öldüginden śoñra. ancılayındur girü Taālādur gönderen yilleri. Pes bulıtları depredür. Anı sürerüz ölmiş,ḳuru yirlerde. Pes dirildürüz anuñla yirleri ḳuruduḳdan ṣoñra. Sizüñ ikincidirilmegüñüz daḫı anuñ hərəkətə gətirən küləkləri Allahdır göndərən! Biz o buludları quru ölü bir məmləkətə tərəf qovub, öldükdən sonra torpağı onunla dirildirik. Ölüləri diriltmək də belədir!And Allah it is who sendeth the winds and they raise a cloud; then We lead it unto a dead land and revive therewith the earth after its death. Such is the is Allah Who sends forth the Winds, so that they raise up the Clouds,3881 and We drive them to a land that is dead, and revive the earth therewith after its death even so will be the Resurrection!3881 The allegory here is double. {1 Dry, unpromising soil may seem, to all intents and purposes, dead; there is no source of water near; moisture is... Devamı..
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Fe-innemâ hiye zecratun vâhidetunHalbuki o, bir tek haykırış. Oysa çok uzak ve imkânsız gördükleri bu kıyamet, yalnızca tek bir haykırıştan buyurur “Öldükten sonra dirilme olayı tek bir haykırış, sûra üfürülüşten ibarettir.”Fakat insanların diriltilmeleri için, o bir tek komut o sadece bir tek haykırıştan bu, yalnızca tek bir haykırıştır.Ey kâfirler, bunu zor ve uzak bir iş görmeyin, muhakkak ki Sûra son üfürülüş, tek bir sayhadan onların dönüşü, tek bir ses emir ile Bu dönüş sadece bir seslenmeye bakar. Birden bire kendilerini mahşerde onlara bir tek haykırma yeterHâlbuki o diriliş, sadece bir haykırıştan Sur'un üfürülmesinden Sadâ işidilecek, hepsi dirilüb bir tek çığlık o, bir haykırıştan sûr’un üfürülmesinden dönüş, sadece bir seslenmeye bir tek dürtüşten o bir tek o zorlu bir kumandadırOysaki o, tek bir haykırıştır!Fakat o, ancak bir tek o dönüş, ancak tek bir haykırıştan Sûr'a ikinci üfürüşten O diriliş işareti tek bir onlara bir tek haykırış bir tek haykırma [⁶] yetecek.[6] Kıyametin birinci ancak bir tek çığlıktır [zecretun].Oysa o kıyamet, yalnızca tek bir sizi yeniden diriltmek Allah için o kadar kolaydır ki, bu yalnızca bir tek komuttan, haykırıştan o, tek bir o bir haykırıştan ibarettir. Oysa bu dönüş, tek bir sese bakar.13,14. Oysa o, korkunç bir çığlıktan ibarettir ve o anda onlar, kabirlerinden meydana çıkıverirler.[Ama] o zaman, [Son Saat], bir tek çığlık [gibi ansızın onların üzerine] kopacak,Onlara sadece bir çığlık yeter. 36/51...53, 37/19...21Sözün özü o kalk emri, sert ve kesin bir komuttan şüphe yok ki o, bir tek 14. Fakat olay zor değil, bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler! [17, 52; 54, 50; 16, 77]O olay zor değil bir tek haykırışa bakmakta o, bir tek emre[*] bakar.[*] Bir kez daha topraktan yaratılan insanlara verilen kalkma emridir. Bu emir, sura üflenerek duyurulur. Allah Teâlâ şöyle buyurur "Sura üflenmiştir... Devamı..O, ancak tek bir o, sert bir komut sesinden degül ol ikinci ürmek, çağırmakdur bir dirilmek degüldür, illā bir kez emr olmaḳ.Ey kafirlər! Bu, Allah üçün çətin deyildir. Doğrudan da, o surun axırıncı dəfə çalınması ancaq tək bir dəhşətli səsdir nə’rədir!Surely it will need but one shout,But verily, it will be but a single Compelling Cry,59255925 Judgement will be inaugurated with a single compelling Cry. Cf. 3719. See also 3629 and 49, where the single mighty Blast seems to refer to the... Devamı..
yaşar nuri öztürk öldükten sonra dirilme