🌤️ Neml Suresi 19 Ayet Fazileti
19 20. O, iki denizi birbiriyle kavuşmak üzere bırakıverdi. Fakat aralarında birbirine karışmamak üzere bir engel vardır. İsmail Yakıt. O, iki denizi salıverdi birbirine kavuşurlar³. 3 Birinin suyu acı ve tuzlu, diğerininki ise tatlı ve yumuşak yahut birisi sıcak diğeri soğuk iki su kastedilmektedir. Krş.
Sureve Ayet Havasları Dilek için ihlas suresi ve ihlas suresi duas 19.05.22 15:59 Ayetel Kürsi Sırlarından (24 Cevap) ( 1 2 3)
Xyfbz. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Fetebesseme dâhiken min kavlihâ vekâle rabbi evzi’nî en eşkura ni’meteke-lletî en’amte aleyye ve’alâ vâlideyye veen a’mele sâlihan terdâhu veedḣilnî birahmetike fî ibâdike-ssâlihîneSüleyman, onun sözünü duyunca hafifçe güldü de Rabbim dedi, bana ve anamla babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve razı olacağın iyi işlerde bulunmamı ilham et bana ve rahmetinle, beni temiz kullarının arasına kat.Süleyman, karıncanın Bu sözü üzerine tebessüm edip gülerek “Rabbim, hayvanların dilinden ve halinden anlamayı lütfettin ve daha nice faziletler verdin, öyle ise hem bana, hem anne ve babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih ameller işlemeyi ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat” deyip dua etmişti.Süleyman karıncanın bu sözüne neşeyle güldü ve “Ey Rabbim!” dedi. “İçimde öyle düşünceler uyandır ki, bana ve ana babama bahşettiğin nimetler için, sana hep şükreden biri olayım ve hep senin razı olacağın işler yapayım, rahmetine ve doğru dürüst olan kullarının arasına koy.”Süleyman onun sözlerine tebessüm ederek güldü “Rabbim, bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve hâlis niyet ve amaçlarla, hoşnut olacağın, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirmemi, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlamamı, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olmamı, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlememi gönlüme ilham et, gazabını davet eden şeylerden uzak tut. Rahmetinle beni dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi mü'minlerin, sâlih kullarının arasına kat.” el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 13/176.Süleyman onun bu sözüne gülümsedi ve dedi ki "Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi, senin hoşnut olacağın salih amel işlememi bana ilham et ve rahmetinle salih kullarının arasına kat."Süleyman Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki 'Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat.'Karıncaların konuştuğu sözü anlıyan Süleyman karıncanın bu sözünden gülercesine tebessüm etti ve şöyle dedi “- Ey Rabbim! Bana ilham et ki, hem bana, hem de ebeveynime ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim; ve razı olacağın iyi bir amel yapayım. Beni de rahmetinle salih kullarının arasına cennete koy.”Süleyman, onun sözüne gülerek tebessüm etti. Ve “Ey Rabbim! Bana ve ana babama ettiğin nimetlere şükretmem ve razı olacağın işler yapabilmem için bana düzenli bir imkân ver. Ve rahmetinle, beni salih kulların içine kat.” üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve şöyle dedi “Rabbim! Bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkan ver ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven iyi kullarının arasına sok!”Karıncanın bu sözünden Süleyman gülümseyip, gülerek dedi ki Tanrım! Hem benim için, hem atamçin verdiğin nimetlere şükretmeyi —seni hoşnut kılarak— onat olarak iş görmeyi, bana kolaylat, beni rahmetinle onat kullarının arasına kat»Süleyman, karıncanın sesini duyunca gülümseyerek dedi ki “Ya Rabbi gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasip eyle! Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat!”Süleymân karıncanın bu sözine tebessüm itdi. Didi ki "Yâ rabbî müsâ’ade it de beni ve ecdâdımı müstağrak iylediğin lütuflardan dolayı sana şükür ideyim, seni râzı idecek a’mâl-i sâlihada bulunayım. Ashâb-ı hayra meşmûl rahmetinden beni de hisseyâb it"Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”Süleyman onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına sözüne gülerek, "Rabbim, senin bana ve ana babama bağışladığın nimetlerine şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli davranışlarda bulunmaya beni yönelt. Rahmetinle, beni erdemli kullarının arasına sok."Süleyman onun sözüne gülümseyerek dedi ki "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de ya rabb! Dedi beni nefsime zâbıt kıl ki bana ve valideynime in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların miyanına idhal buyurBunun üzerine Süleymân onun sözüne gülümseyerek tebessüm etti. Ve “Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih¹ kullarının arasına kat.” dedi. 1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.Süleyman onun bu sözünden gülercesine tebessüm etdi de Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lûtfetdiğin ni'metine şükr etmemi ve geri kalan ömrüm içinde Senin raazî olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de cennetde saalih kullarının arasına sok».Bunun üzerine Süleymân onun sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve dedi ki “Rabbim! Beni ve ana-babamı ni'metlendirdiğin ni'metine şükretmemi ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi bana ilhâm eyle ve rahmetinle beni sâlih kullarının arasına kat!”Süleyman onun bu sözüne gülmüş ve “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetlerden dolayı sana şükretmem için imkân ver ve senin razı olacağın doğru ameller yapmamı bana nasip et. .Merhametinle doğru ve hayırlı işler yapan kullarının içine beni kat” dedi."Allah’ım Sen benim gönlüme doğur da ben anama, babama ettiğin iyilikleri över, Senin dileğine uygun olan iyilikleri işler bir kimse olayım. Sen ki esirgeyicisin, beni iyi kulların arasına kat."Bunun üzerine Süleyman karıncanın sözünden tebessüm edip gülmeye başladı, dedi ki — Yâ Rab! Bana, anama, babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmeyi, hoşnut olacağın iyi amel işlemeyi bana müyesser kıl [²]; beni öz rahmetinle salih kullarının katarına götür».[2] Beni bu fiilden onun bu sözüne tebessümle gülerek dedi ki “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, razı olacağın iyi ve yararlı bir işi [sâlih] yapmada beni muvaffak eyle ve beni rahmetinle iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapan kullarının arasına dâhil et!”Süleyman Onun bu sözü üzerine gülerek tebessüm etti ve dedi ki “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.”Süleyman, karıncanın bu sözünü işitince Allah’ın kudret ve merhametini gözler önüne seren bu hayret verici manzara karşısında hayranlıkla gülümsedi ve Allah’ın kendisine verdiği bunca nîmetleri düşünerek “Ey Rabb’im!” diye yalvardı, “Gönlüme öyle duygular ilham et ki, bana ve ana babama bahşettiğin nîmetler için sana şükreden bir kul olayım ve dâimâ senin hoşnut olacağın güzel ve yararlı işler yapayım ve ey Rabb’im, sonsuz lütuf ve rahmetin sayesinde beni tertemiz kullarının arasına kat.” Onun sözünden dolayı gülerek tebessüm etti; dedi ki -“Rabbim! Beni kuşat ki; bana ve ana-babama verdiğin nimetine şükredeyim, razı olacağın salih bir amel işleyeyim. Beni rahmetinle Salih kullarının arasına kat!”.Süleyman uzaktan karıncanın bu lafına güldü ve şöyle dua etti " Ya Rab bana ve aileme verdiğin bu nimetine teşekkür edebilmem için bana öyle imkanlar ver ki, senin razı olacağın yararlı işler yapabileyim. N'olur beni yararlı işler yapan kullarından eyle. "Süleyman onların bu halini görünce güldü. İçtenlikle Rabbine yönelerek; "Rabbim; bana, anama, babama lütfettiğin nimete şükretmemi, senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı kalbime ilham eyle! Rahmetinle beni iyi kulların arasına sok!” diye dua etti.Süleyman, karıncanın sözünden dolayı neşeyle tebessüm etmiş ve şöyle demişti “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmemde ve razı olacağın iyi işler yapmamda beni başarılı kıl! Beni merhametinle iyi kullarının arasına kat!”Süleyman onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve “Ey Rabbim! Gerek bana, gerekse anne ve babama verdiğin nîmete şükretmemi ve beğeneceğin iyi işleri yapmamı bana nasip eyle ve beni rahmetinle inandığını yaşayan kulların arasına kat.” dedi.[Süleyman temsildeki karıncanın] bu sözüne neşeyle güldü ve “Ey Rabbim!” dedi, “İçimde öyle düşünceler uyandır ki, bana ve ana-babama bahşettiğin nimetler için sana hep şükreden biri olayım; ¹⁷ ve hep Senin hoşnut olacağın dürüst ve erdemli işler yapıyor olayım; ve beni, rahmetinle, dürüst ve erdemli kulların arasına sok!”17 Burada Hz. Süleyman, hiç şüphesiz, büyük bir ilahî lütuf olarak, tabiat hakkındaki kendi duygu ve düşüncelerine karş. 3831-33 ve ilgili notlar, ... Devamı..Süleyman, karıncanın bu sözüne gülümseyerek tebessüm edip şöyle dua etti – Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetlerin hakkını vererek şükretmemi ve hep senin hoşnut olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl ve beni rahmetinle iyi kulların arasına dâhil eyle! 7/10, 67/23Komutu onun vermesinden dolayı Süleyman gülercesine tebessüm etti[³³⁰¹] ve “Rabbim!” dedi, “İç dünyamı öyle bir düzene sok ki, Senin bana ve ana-babama bahşettiğin nimetlere lâyıkıyla şükreden[³³⁰²] ve hep Senin hoşnut olacağın güzel işler yapan biri olayım; ve beni rahmetinle erdemli kullarının arasına kat!”[³³⁰³][3301] Bize göre, Hz. Süleyman’ın gülünç bulduğu şey 19 bir dişinin lider olmasıdır. Zaten bu yaklaşımı, Süleyman’ın bilmeyip de Hüdhüd’ün getirdiği... Devamı..Hazreti Süleyman Artık onun sözünden gülercesine tebessüm etti ve dedi ki Yarabbi! Bana ilham buyur, bana ve anama babama in'am buyurmuş olduğun nîmetine şükredeyim ve senin razı olacağın sâlih amelde bulunayım ve beni rahmetinle sâlihler olan kullarının zümresine idhal buyur.»Onun sesini işiten Süleyman tebessüm ederek “Ya Rabbî, dedi, beni nefsime öyle hâkim kıl ki gerek bana, gerek ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere şükredeyim, Seni razı edecek güzel ve makbul işler yapabileyim. Bir de lütfedip beni hayırlı kulların arasına dahil eyle! ”Süleyman Onun sözüne gülümseyerek dedi "Rabbim, bana ve anama, babama lutfettiğin ni'mete şükretmemi, senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı gönlüme ilham eyle ve rahmetinle beni iyi kullarının arasına sok."Bunı işiden Süleymân tebessüm iderek güldi ve "Yâ Rabbî! Beni muvaffak iyle ki kendime ve vâlideynime olan ni'metine şükür ideyim ve senin razı olacağın 'amel-i sâlihi işleyeyim. Ve beni rahmetinle sâlih kulların zümresine idhâl it" diye du'â sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti. “Sahİbim, bana ve ana babama ettiğin iyilikten ötürü şükretme fırsatı ver. Senin razı olacağın iyi işler yapayım. İkramınla beni iyiler arasına kat.”Süleyman, karıncanın bu sözüne gülerek tebessüm edip-Rabbim! bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmemi ve hoşnut olacağın işi yapmamı bana kolay kıl, beni rahmetinle iyi kulların arasına söze gülümseyen Süleyman “Rabbim,” dedi. “Bana, anne ve babama lütfettiğin nimetlere şükretmeyi ve seni razı edecek güzel işler yapmayı bana ilham et. Ve beni, salih kullarınla birlikte rahmetine al.”Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve dedi "Rabbim, bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkân ver. Ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven kullarının arasına sok."pes sırıttı gülici-y-iken sözinden daħı eyitti “iy çalabum! göñlüme bıraķġıl kim şükr eyleyem ni'met üñe ol kim ni'met virdüñ baña daħı anama atama daħı kim işleyem eyü iş kim ħoşnūd olasın aña. daħı givür beni raḥmetüñ ile ķullaruñ içinde śāliḥlar.”Pes Süleymān güldi ol ḳarınca sözinden, daḫı eyitdi İy Rabbī, benümgöñlüme bıraḳ senüñ nimetlerüñ şükrini ki baña virdüñ, atama ve anamavirdüñ. Daḫı sen begenecek amel‐i ṣāliḥ işlemege tevfīḳ vir. Daḫı givür beniyā Rabbī senüñ raḥmetüñle ṣāliḥ ḳullaruñ içine.Süleyman qarışqanın bu sözündən gülümsəyib dedi “Ey Rəbbim! Mənə mənim özümə və ata-anama ehsan buyurduğun ne’mətə şükür etmək, Sənin razı qalacağın yaxşı iş görmək üçün ilham qüvvət ver! Və məni öz mərhəmətinə saleh bəndələrinin zümrəsinə daxil et!”And Solomon smiled, laughing at her speech, and said My Lord, arouse me to be thankful for Thy favour wherewith Thou hast favoured me and my parents, and to do good that shall be pleasing unto Thee, and include me in the number of Thy righteous he smiled, amused at her speech; and he said "O my Lord! so order me that I may be grateful for Thy favours, which thou hast bestowed on me and3259 on my parents, and that I may work the righteousness that will please Thee3260 And admit me, by Thy Grace, to the ranks of Thy righteous Servants."32613259 The counterpart to the position of the humble ant is the position of a great king like Solomon, He prays that his power and wisdom and other gift... Devamı..
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ Fe tebesseme dâhıken min kavlihâ ve kâle rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele salihan terdâhu ve edhılnî bi rahmetike fî ibâdikes sâlihînsâlihîne. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Türkçesi Kökü Arapçası tebessüm etti ب س م فَتَبَسَّمَ gülümseyerek ض ح ك ضَاحِكًا مِنْ onun sözüne ق و ل قَوْلِهَا ve dedi ق و ل وَقَالَ Rabbim ر ب ب رَبِّ gönlüme ilham eyle و ز ع أَوْزِعْنِي diye أَنْ şükredeyim ش ك ر أَشْكُرَ ni’metine ن ع م نِعْمَتَكَ الَّتِي lutfettiğin ن ع م أَنْعَمْتَ bana عَلَيَّ ve وَعَلَىٰ anama babama و ل د وَالِدَيَّ ve diye وَأَنْ yapayım ع م ل أَعْمَلَ faydalı bir iş ص ل ح صَالِحًا senin beğeneceğin ر ض و تَرْضَاهُ ve beni sok د خ ل وَأَدْخِلْنِي rahmetinle ر ح م بِرَحْمَتِكَ arasına فِي kullarının ع ب د عِبَادِكَ iyi ص ل ح الصَّالِحِينَ Diyanet İşleri Başkanlığı Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Diyanet Vakfı Süleyman onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş O da, onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve Ey Rabbim, beni nefsime hakim kıl ki, bana ve anama babama verdiğin nimetlere şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir iş yapayım ve beni rahmetinle iyi kulların arasına sok!» dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Süleyman onun sözüne gülümseyerek dedi ki Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat.» Ali Fikri Yavuz Karıncaların konuştuğu sözü anlıyan Süleyman karıncanın bu sözünden gülercesine tebessüm etti ve şöyle dedi “- Ey Rabbim! Bana ilham et ki, hem bana, hem de ebeveynime ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim; ve razı olacağın iyi bir amel yapayım. Beni de rahmetinle salih kullarının arasına cennete koy.” Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de ya rabb! Dedi beni nefsime zâbıt kıl ki bana ve valideynime in´am buyurduğun ni´metine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların miyanına idhal buyur Fizilal-il Kuran Süleyman, karıncanın dediklerini işitince gülümseyerek dedi ki; Ya Rabbi gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasip eyle, rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat.» Hasan Basri Çantay Süleyman onun bu sözünden gülercesine tebessüm etdi de Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lûtfetdiğin ni´metine şükr etmemi ve geri kalan ömrüm içinde Senin raazî olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de cennetde saalih kullarının arasına sok». İbni Kesir Onun bu sözü üzerine gülerek tebessüm etti ve dedi ki Rabbım; bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde ve hoşnud olacağın şeyi yapmakta beni muvaffak kıl ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat. Ömer Nasuhi Bilmen Hazreti Süleyman Artık onun sözünden gülercesine tebessüm etti ve dedi ki Yarabbi! Bana ilham buyur, bana ve anama babama in´am buyurmuş olduğun nîmetine şükredeyim ve senin razı olacağın sâlih amelde bulunayım ve beni rahmetinle sâlihler olan kullarının zümresine idhal buyur.» Tefhim-ul Kuran Süleyman Onun bu sözü üzerine gülerek tebessüm etti ve dedi ki Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.»
Meal Ayet Arapça فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ Türkçe Okunuşu * Fetebesseme dâhiken min kavlihâ vekâle rabbi evzi’nî en eşkura ni’meteke-lletî en’amte aleyye ve’alâ vâlideyye veen a’mele sâlihan terdâhu veedḣilnî birahmetike fî ibâdike-ssâlihîne 1. Ömer Çelik Meali Bu sözleri işiten Süleyman masum bir mutluluk içinde tebessüm etti ve “Rabbim! Bana, anama ve babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni sâlih kullarının arasına ilhâk eyle!” diye yalvardı. 2. Diyanet Vakfı Meali Süleyman onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat. 3. Diyanet İşleri Eski Meali Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" dedi. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Süleyman onun sözüne gülümseyerek dedi ki "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat." 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de ya rabb! Dedi beni nefsime zâbıt kıl ki bana ve valideynime in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların miyanına idhal buyur 7. Hasan Basri Çantay Meali Süleyman onun bu sözünden gülercesine tebessüm etdi de Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lûtfetdiğin ni'metine şükr etmemi ve geri kalan ömrüm içinde Senin raazî olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de cennetde saalih kullarının arasına sok». 8. Hayrat Neşriyat Meali Bunun üzerine Süleymân onun sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve dedi ki “Rabbim! Beni ve ana-babamı ni'metlendirdiğin ni'metine şükretmemi ve râzı olacağın sâlih ameller işlememi bana ilhâm eyle ve rahmetinle beni sâlih kullarının arasına kat!” 9. Ali Fikri Yavuz Meali Karıncaların konuştuğu sözü anlıyan Süleyman karıncanın bu sözünden gülercesine tebessüm etti ve şöyle dedi “- Ey Rabbim! Bana ilham et ki, hem bana, hem de ebeveynime ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim; ve razı olacağın iyi bir amel yapayım. Beni de rahmetinle salih kullarının arasına cennete koy.” 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Hazreti Süleyman Artık onun sözünden gülercesine tebessüm etti ve dedi ki Yarabbi! Bana ilham buyur, bana ve anama babama in'am buyurmuş olduğun nîmetine şükredeyim ve senin razı olacağın sâlih amelde bulunayım ve beni rahmetinle sâlihler olan kullarının zümresine idhal buyur.» 11. Ümit Şimşek Meali Bu söze gülümseyen Süleyman “Rabbim,” dedi. “Bana, anne ve babama lütfettiğin nimetlere şükretmeyi ve seni razı edecek güzel işler yapmayı bana ilham et. Ve beni, salih kullarınla birlikte rahmetine al.” 12. Yusuf Ali English Meali So he smiled, amused at her speech; and he said "O my Lord! so order me that I may be grateful for Thy favours, which thou hast bestowed on me and on my parents, and that I may work the righteousness that will please Thee And admit me, by Thy Grace, to the ranks of Thy righteous Servants." Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Neml Sûresi 19. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.
Neml Suresi 19. ayeti ne anlatıyor? Neml Suresi 19. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Neml Suresi 19. Ayetinin Arapçasıفَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ Neml Suresi 19. Ayetinin Meali AnlamıBu sözleri işiten Süleyman masum bir mutluluk içinde tebessüm etti ve “Rabbim! Bana, anama ve babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni sâlih kullarının arasına ilhâk eyle!” diye Suresi 19. Ayetinin TefsiriSüleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan kalabalık bir orduya sahipti. Bir gün bir gaza için bunlar Hz. Süleyman’ın huzurunda düzenli bir ordu halinde toplandılar ve yürümeye başladılar. Bunları sevk ve idâre eden Hz. Süleyman’ın kendisiydi. Sağ ve solu, ön ve arkası, manga ve bölükleriyle bütün ordu onun emrine göre hareket ediyor ve ilerliyordu. Nihâyet “karıncalar vâdisi”ne ulaştılar. Burası karıncaların bol olduğu bir vâdiydi. Kur’ân-ı Kerîm, bunun nerede ve nasıl bir vâdi olduğunu belirtmeğe gerek görmediği için, biz de tafsilat vermekten sarf-ı nazar ediyoruz. Mühim olan karıncalar reisinin durumu, konuşması, Allah’ın verdiği hususi bir ilimle Hz. Süleyman’ın bunu anlaması, kendine lütfedilen bu ilâhî ihsan karşısında gönül dünyasının bir çağlayan gibi coşarak Allah’a yönelmesi ve kıyamete kadar insan ruhuna istikâmet verecek muhteva, derinlik ve güzellikteki o muhteşem niyazını yapmasıdır. Nitekim şu ibretli hâdisedeki görülen durum da aynı ruh hassasiyetinin sonraki çağlarda tecelli eden izdüşümlerinden biridirBir gün Kânûnî Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülebilmesi için Şeyhulislâm Ebussuûd Efendi’den aşağıdaki beyitle fetvâ istemiştiDırahta ger ziyân etse karıncaZararı var mıdır ânı kırınca?Pâdişâh’ın bu fetvâ talebi üzerine, Ebussûd Efendi de, bir beyitle şöyle cevap verdiYarın Hakk’ın dîvânına varınca;Süleyman’dan hakkın alır karınca!Ordu karıncalar vâdisine gelince karıncaların reisi, “Süleyman ve ordusu farkınıza varmadan sizi çiğnemesin” diye oradaki tüm karıncaları uyarıyor. İşin dikkat çeken tarafı o karınca, Hz. Süleyman’ı ve ordusunu tanıyor. Onların mü’min, adâletli, şefkat ve merhametli kimseler olduğunu biliyor. Küçücük bir karıncayı bile bilerek ezmeyecek, onun hukukunu koruyacak seviyede ince ruhlu ve faziletli kişiler olduklarına şâhitlik şu beytiyle bütün varlıkların hukukunu korumanın ve her sahibine hakkını vermenin huzurlu bir toplum hayatı için vazgeçilmez bir kaide olduğunu ne güzel ifade eder“Umûmu müstefîd etmez husûsun hakkını ibtâlSakın bir ferdi ezme gayret-i efrâd lâzımsa.” Nâilî-i Cedîd“Birkaç kişinin veya bir zümrenin hakkını ellerinden alıvermekle bütün bir milleti memnun ederim zannına kapılma! Eğer bütün bir insan topluluğunu memnun etmek istiyorsan, onlar arasından bir tek kişiyi bile ezmemek lâzımdır.”Karıncanın konuşmasından şöyle bir işaret çıkarmak mümkündür “Ben kavmimi dünyaya karşı zâhid olmaya teşvik ediyorum. Eğer sizi bu mülk ve saltanat içinde görürlerse buna rağbet etmelerinden korktum da zühd duygularının zedelenmemesi için yuvalarına girmelerini emrettim.” Bu izahı doğru kabul edersek, burada büyüklerin evlât, âile ve cemaatlerini iyiye yönlendirmedeki vazifelerine dikkat çekilmektedir. Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, II, 414 Zâten âyet-i kerîmede, vukuundan korkulan tehlikelere karşı en güzel şekilde korunmanın lüzûmuna bir delil olduğu açıktır. Hayat sahibi varlıklar, fıtratları gereği böyle bir dikkat ve temyiz kuvvetine göre karınca Süleyman Allah’ın sana verdiği en büyük şeref nedir?” diye sorar. Hz. Süleyman“- Allah, benim emrime havayı Mûsâhhar kıldı” der. Bunun üzerine karınca“- Bunda, sana verilen tüm bu nimetlerden elinde hava»dan başka bir şey kalmayacağına bir işaret olduğunu anlamaz mısın?” nasihatinde bulunur. Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, II, 414Ziyâ Paşa’nın şu beyti de bu mânayı telmih eder“Derler ki hava üzre gezer taht-ı Süleymân,Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde.”Hz. Süleyman, karıncanın konuşmasını duydu, ne demek istediğini anladı. Bu konuşma onun çok hoşuna gitti, sevindi, neşelendi. Hemen ve istediği şekilde cezalandırmaya muktedir bir adamın, cezasından kurtulmaya çalışan küçük birinin o kurtulma çabasına sevindiği gibi sevindi. Bu sebeple tatlı bir mutluluk içinde tebessüm etti. Fakat bu neşe ve tebessüm, dünyevî bir başarıya değil, ilmî, manevî ve ruhânî bir güzelliğe duyulan hayranlığın bir tezâhürü idi. Bu sebepledir ki, bu ilâhî lutuf karşısında Süleyman zerre miktarı bir taşkınlığa meyletmeksizin, tüm varlığıyla kulluk zırhına bürünüp Allah’a yöneldi ve“Rabbim! Bana, anama ve babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve râzı olacağın sâlih ameller işlemeye beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni sâlih kullarının arasına ilhak eyle!” Neml 27/19 diye dua bu duayla Rabbinden üç mühim talepte bulunmuşturBirincisi; hem kendisine, hem de ana-babasına verilen nimetlere şükre muvaffak kılması. Çünkü Cenâb-ı Hak kullarından şükür istemekte, şükredenlere nimetleri artıracağını müjdelemekte, fakat şükreden kulların da sayıca çok az olduklarını haber vermektedir. Diğer taraftan nankörlüğü asla sevmemekte ve nankörlük yapanları cezalandıracağını bildirmektedir. bk. İbrâhim 14/7; Sebe’ 34/13 Buna göre şükre muvaffak olabilmek büyük bir mazhariyettir. Süleyman duasına “ana-babasına” verilen nimetlere şükrü de katması, kulun sadece kendine mahsus nimetlere değil, Allah’ın verdiği hususi ve umûmi tüm nimetlere şükretmesi gerektiğini Allah’ın râzı olacağı sâlih ameller yapmaya muvaffak kılması. Kulun tüm niyet, söz, fiil ve davranışlarının Allah’ın rızâsına uygun olması çok büyük bir başarıdır. Bunu başaran kişi, aynı zamanda Allah’ı gazaplandıran işlerden de uzak kalabilecektir. Fakat bunu kuluna nasip edecek olan yalnızca Allah olduğundan, böyle bir duaya devamın ehemmiyeti Allah’ın rahmetiyle sâlih kullar arasına girebilmesi, hüsn-i hâtime istemesi. Buradaki “salâh”tan maksat, hiçbir günah lekesi olmayarak rahmet-i rahmâna kavuşmaktır. Kişinin iyi hâlinin devam etmesi, ahlâkının peyderpey kemâle ermesi, kulluktaki sadakat ve samimiyetinin artması ve hüsn-i hâtimeyle Rabbine varabilmesi için sâlih ve sâdıkların arasında bulunması zaruridir. Dünyada sâlih ve sâdık kullarla dost olanlar, âhirette de onlarla birlikte cennete gireceklerdir. Bu sebeple en seçkin kullar olan peygamberler bile Cenâb-ı Hak’tan sâlihlerle beraber olmayı istemişlerdir. Nitekim Yûsuf müslüman olarak canımı al ve beni sâlih kullarının arasına kat!” Yûsuf 12/101 diye dua Teâlâ da bunun ehemmiyetine binâen“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının; özü sözü doğru, samimi ve dürüst insanlarla beraber olun!” Tevbe 9/119 ve saltanatının en muhteşem bir deminde Süleyman bu duası ile ortaya koyduğu bu yüce ruh hâli, her türlü fazilette toplumlarına örnek olmaları lazım gelen devlet adamlarına yüksek ilhamlar verecek pek mühim dersler ihtivâ etmektedir. Süleyman kuşların dilinden anlamasına gelinceNeml Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriNeml Suresi 19. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan
Z2 Okuyana hidayeti sağlar.. Beynin kullanılmayan bölgelerini çalıştırarak devreye sokar. Okuyanda iman ve kutsal değerler bakışı ile ibadet aşkı gelişir. Unutmayalım her daim hatırlayalım ki Yüce Mevla bizi neden yarattı.? Dünya ya geliş nedenimiz neydi ? ve biz nelerle uğraşıyoruz. Kazıkmı çakacağız dünyaya. Büyükler güzel söylemişler. Günahın bini binpara. Açılmış saçılmışız. Unutmuşuz nereden geldik nereye gidicez. Bize ait ne varki bu dünyada. Bize giydirilmiş beden dahi bizim değilken, Ne bu kibir bu havalar. Namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, haramları helal sayıp günümüzü gün etmekteyiz. Ama başlangıcın bir sonu var ister yüz sene yaşa ister bin sene fani dünya gelip geçiyor günler. Ömürler şimdi çok kısa. Kişi bunu idrak etmeli ve mahşere götürecek amellerlede meşgul olmalı. Sıkıntılı zamanlardayız elbette işsizlik, yoksulluk giderek artmaya devam ediyor. Ama bunların bizim ibadete Namaza, Oruca, Zikre, Kur'ana zaman ayırımacağımız anlamına gelmez. Yüce mevla bir anda öyle kapılar açarki, şaşırır insan, Yeterki yüce mevlanın bize Alemlere Rahmet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa efendimizle bildirmiş olduğu emir ve yasaklarına uyalım. Böylece hem ahiretimizi kurtarmış yüce mevlanın merhametiyle dünyalıklarımızda bereketlenir İnşaAllah. Abdest almak zor gelecek namaz kılmak daha da zor, ama zamanla okadar kolay gelecek ki, namaz vaktini özlemle bekler olacak kişi. İşte bunun için gelen nuru yakalamak lazım. Şimdi hadi sende şeytanını yen ona galip gel. Abdestini al ve müslamana farz kılınmış namazı kılmaya başla . Hesap günü beratını almak için bir farkındalık yarat. Bırak sana yobaz desinler, ne derse desinler onlara aldanma tekbir gerçek var, MAHŞERDE MİZAN VAR, ağızlara mühür vurulacak vucudun azaları dile gelecek. Vay bize, kim yardım edecek bize, Tövbe ediyoruz yarabbi, Bizi affet. Mahşerde yüzümüzü ak eyle. Mahşerde sıratı şimşek gibi geçmeyi nasip eyle İnşaAllah. Hep Hatırlayalım, Ölümden sonra gerçek diriliş var, rüya sona erecek kimsenin kimseye faydası olamayacak. Bir ALLAH bile diyemecek insan. Vay halime. Geriye ne dönüş var nede ölüm. Eğer günahlar ağır gelirse Merhametlilerin en merhametlisi Yüce Rabbimiz bizi bağışlamaz affetmezse halimiz nice olacak, hiç düşünmüyoruz. Yol yakin i ken doğru yolu seç seç ki kutuluşa er, sapıkların yoluna değil. Sonra çok büyük hüsrana uğrarsın. Kur'an Ayeti Olduğundan Abdestli okuyalım. أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم "Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. " Meali Kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Tâ sîn, tilke âyâtul kur’âni ve kitâbin ve buşrâ lil mu’minîn. Neml...1. ve 2. Anlamı Tâ, Sîn. Bunlar, apaçık bir Kitap olan Kur'ân'ın Âyetleri'dir. Mü'minler için hidayete erdirici ve müjdeleyicidir. Günde 100 okunur..
neml suresi 19 ayet fazileti